Yerleşim Biçimleri, Tipleri: Köy, Kent, Metropol Nedir?

Toplumsal yapı hakkında önemli bilgiler veren bir unsur da toplumların yerleşme düzenleridir. Tarihte insan topluluklarının coğrafi koşulları dikkate alarak yerleştiklerini görüyoruz. Örneğin ilk yerleşim yerlerinin nehir kenarları, korunaklı dağ etekleri gibi yerler olduklarını biliyoruz.



Daha sonra nüfus artışı, sosyal, kültürel, ekonomik ve teknik değişmelere paralel olarak yerleşim biçimlerinin de değiştiğini görüyoruz. Buradan anlaşılacağı üzere toplumların yerleşim düzenleri, toplumsal yapı hakkında bize fikir vermekte ve toplumsal yapıların değişmeye açık olduğunu göstermektedir. Toplumların sosyoekonomik ve teknik değişimleriyle ilişkili bir biçimde temel üç yerleşim biçiminin varlığından söz edilebilir.

Köy; ekonomik yapısı büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanan, kendine özgü bir kültürü ve toplumsal ilişkiler düzeni olan yerleşim birimidir. Köy toplulukları homojen kültüre sahip olup mesleki farklılaşmalar çok sınırlıdır. Köyde bireylerin aynı uğraşlar içinde olmalarından dolayı mekanik iş bölümü görülür. Bu anlamda köy, tarımsal üretim biçiminin hâkim olduğu geleneksel toplumsal yapılara ait bir yerleşim düzenidir. Bir toplumda teknik ve endüstriyel gelişmeler arttıkça köyler ya dağılmakta ya da yapısal bir dönüşüme uğramaktadır.



Kent, sanayi ve ticaretle uğraşan çok sayıdaki insanın toplu olarak bir arada yaşadığı yerleşim birimidir. Kentlerin; üretim şekli, tüketim, sosyal ilişkiler bakımlarından kendine özgü bir yapısı vardır.

Kentlerde bireysellik, ekonomik kazanç, konforlu bir yaşam, sportif ve sanatsal faaliyetler gibi amaçlar toplumsal hayatı harekete geçiren ve belirleyen ana ögelerdir. Bundan dolayı kentlerde insanlar arası ilişkiler çoğunlukla resmî, mesafeli ve çıkar ilişkisine dayalıdır. Yoğun bir nüfus yapısına sahip olan kentlerde bireyler farklı uğraşlar içinde bulunarak birbirlerini tamamlarlar. Bu durum beraberinde uzmanlaşmayı da getirir. Ayrıca sürekli göç alan kentlerde heterojen bir kültür görülür. Kentsel yerleşim biçimi her geçen gün büyümekte, değişmekte ve yapısal analizi sosyologlar için güç hâle gelen metropollere dönüşmektedir.

Köy ve Kent Yerleşimlerinin Karşılaştırılması

Kent toplumsal grupları, sosyal ve işlevsel özellikleri bakımından kırsal alandaki toplumsal gruplara göre önemli derecede farklılaşmıştır. Kentler, genel olarak tarım dışı etkinliklerin, örgütlenmenin ve uzmanlaşmanın fazlaca olduğu, büyük bir nüfus kitlesinin barındığı, üretimin yasalarca denetlendiği, ikincil ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı, karmaşık, farklılaşmış ve örgütlü bir toplumsal bütünlüğe sahip yerleşim birimleridir. Kentler ekonomik yaşam, nüfus yoğunluğu ve yapısı, toplumsal ilişki biçimi, toplumsal hareketlilik, iş bölümü, toplumsal kontrol ve toplumsal dayanışma açısından köylerden oldukça farklı bir yapı gösterir. Kentte yaşayan hemen herkes kent yaşamının durağan olmadığını, kentlerde toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel değişmelerin sürekli yaşandığını bilir.

Kentte toplumsal değişmeye çeşitli etkenler yol açar. Örneğin sanatsal ve kültürel etkinliklerden kentte yaşayanlar daha fazla yararlanırlar. İş olanakları kentlerde daha fazladır. İnsanların gereksinim duydukları çeşitli giyecek ve yiyecekler kentlerde daha fazla bulunmaktadır. Öte yandan, karmaşık bir yapıda yaşamanın getirdiği birçok problemden dolayı, kent yaşamında toplumsal sapmalar da yoğun olarak görülür. Örneğin; trafik sorunu, çevre kirliliği ve nüfus yoğunluğunun fazla olması bunlardan birkaçıdır. Teknolojik, ekonomik, kültürel ilişkilerin değişmesi köy sosyal yapısını da etkilemekte ve değiştirmektedir. Tarımda makineleşmenin artması, üretimin geçimlik olmaktan çıkarak pazar için üretime dönüşmesi, değişimin en önemli göstergesidir. Artık köylerde de geniş ailelerin yerini yavaş yavaş çekirdek aile almaktadır.



Sanayileşmedeki hızlı değişmeler köy toplumsal yaşamını da etkilemektedir. Bugün köylerimizin hemen hemen hepsinde okul vardır. Elektrik, yol gibi hizmetlerin de son yıllarda köylerde yaygınlaşması sonucu bu toplulukları dış dünyaya açık duruma getirmiştir. Gazete, dergi, radyo ve televizyon gibi iletişim araçlarının köy yaşamına girmesi, köy toplumsal yapısının değişiminde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Bu durum, toplumsal normların yaptırım gücünü de etkilemekte, normların eski gücünü yitirmesine neden olmaktadır.

Ayrıca şöyle özetlenebilir bu farklar:

- Köyde nüfus yoğunluğu az, kentte çoktur.

- Köyde nüfus, doğurganlığın çok olması nedeniyle, kentlerde ise köyden kente göç sonucu artar.

- Köylerde birincil ilişkiler, kentlerde ikincil ilişkiler yaygındır.

- Köyler kültürel anlamda tutucu, kentler yenilikçidir.

- Köylerde egemen geçim kaynağı tarım ve hayvancılık, kentlerde ticaret ve sanayidir.

- Köylerde cinsiyete dayalı doğal iş bölümü, kentlerde teknik iş bölümü ve uzmanlaşma gelişmiştir.

- Köyler üretimin doğal koşullara bağlı olması nedeniyle kentlere göre doğal afetlerden daha çok etkilenir.



Metropol, kentten farklı olarak birden fazla merkeze sahip yerleşim birimidir. Metropoller sanayi ve ticaret başta olmak üzere birden fazla merkeze ayrılmıştır. Metropoller sadece kendilerine değil çevrelerine de üretim, ticaret, ulaşım, kültür, sanat, hizmet sektörü, eğitim gibi birçok alanda hitap edebilen çok merkezli kentlerdir. Bu tip kentlerin bir bölgesi sanayi merkezi iken başka bir bölgesi ticaret merkezi durumunda olabilmektedir. Kişilere sağlamış oldukları iş imkânlarından dolayı oldukça kalabalık bir nüfusa sahip olan metropoller sürekli göç aldıkları için kapladıkları alanlar genişlemektedir. Çalışma alanları ile yerleşim alanlarının ayrılması metropollerin etrafında banliyö adı verilen yerleşim birimlerini ortaya çıkarmaktadır. Banliyöler ulaşım ağıyla şehre bağlanmaktadırlar.

- Devasa nüfusu, ekonomik imkânları, sanatsal ve kültürel etkinlikleriyle İstanbul Türkiye’nin en büyük metropolü konumundadır.

- Modern ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte millet(ulus) bilinci gelişmiş ve toplumsal yapının bir parçasını oluşturmaya başlamıştır. Belli bir toprak parçasının üzerinde yaşayan, ortak bir dil, kültür, tarih, duygu, düşünce gibi kendine has özellikleriyle diğer topluluklardan ayrılan, çeşitli tehlikelere karşı birlikte hareket edebilen topluluklar millet olarak adlandırılır. Buna göre milleti oluşturan başlıca unsurlar şunlardır: Toprak birliği, ekonomi birliği, ortak bir tarih, kültür ve gelecek beklentisi.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı