Toplumsal Kontrol Nedir?

Toplumun düzeninin korunması için bireylerin toplumsal normlara uymasını sağlayan uygulamalara toplumsal kontrol denir. Toplumsal kontrol mekanizması, toplumun düzenini ve sürekliliğini sağlar. Çünkü, toplumsal kontrolün amacı, toplumsal uyumun sağlanmasıdır. Toplumun iyi işlemesi ve varlığını sürdürebilmesi toplumsal kontrol mekanizmasının var olmasını gerekli kılar. Bu yolla bireylerin zararlı eylemleri önlenir, olumlu ve yaratıcı yönleri geliştirilir, toplumsal düzen sağlanır.



Toplumsal kontrol, kişilerin ya da toplumsal grupların toplumsal düzenin gereklerine uygun biçimde davranmalarını sağlamaya yönelik düzenlemeleri ifade eden bir kavramdır. Toplumsal kontrol, grup veya toplumun, kişinin davranışlarını sınırlandırması ve bu sınırlandırma yoluyla toplumsal değerleri ve normları benimsemesinin sağlanması demektir. Toplumsal kontrol mekanizması sayesinde kişiler, toplumun ortak değer ve kurallarına uygun davranışlarda bulunmaya zorlanmış olurlar.

Toplumsal kontrol mekanizmaları “resmî” ve “resmî olmayan” biçiminde ikiye ayrılır.

Resmî ve resmî olmayan toplumsal kontrol: Resmî toplumsal kontrolü gerçekleştiren en büyük kurum devlettir. Devlet bu görevini polis, mahkeme, disiplin kurulları gibi ceza ya da ödül veren kurumlarla gerçekleştirir. Toplumsal kontrolü sağlamakla yükümlü olan bu kurumlar görevlerini icra ederken yasaların belirlediği çerçeve içerisinde hareket ederler. Resmî toplumsal kontrolün en önemli özelliği herkes için zorunlu olmasıdır. Toplumsal kontrol, bireyin norma uygun davranmasını garanti altına almak için ya ödül sisteminden ya da yaptırımdan yararlanır. Yaptırım resmî olabileceği gibi gayri resmî de olabilir. Resmî olmayan toplumsal kontrol en az resmî toplumsal kontrol kadar etkilidir. Özellikle birincil ilişkilerin etkili olduğu gruplarda daha etkili bir kontrol mekanizması işlevi görür. Kınama, dışlama, ayıplama gibi yaptırımları nedeniyle oldukça etkili bir kontrol sağlar. Resmî olmayan toplumsal kontrolün zayıflaması toplumsal düzenin korunmasını büyük oranda güçleştirir.

Her grup ve kurum, kendisinin sürekliliği için belirli toplumsal kontrol mekanizmaları geliştirir ve uygular. Bu kontrol, bireyin grup içindeki statüsünü ve bunlara bağlı olan rollerini öğrenmesi ve gerçekleştirmesi açısından da önemlidir. Genel olarak, birincil gruplarda (aile, arkadaş vb.) bireyler toplumsal kontrole kendiliğinden ve resmî olmayan biçimde uyarlar. İkincil gruplarda (devlet, siyasal parti gibi) ise kontrol daha resmî ve biçimseldir. Bu gruplarda, bireyler arası ilişkiler de toplumsal kontrol mekanizmaları aracılığıyla düzenlenir. Birincil grup olan aile içinde çocukların anne-babalarıyla ilişkileri, ikincil grup olan bir dernekte üyeler ile yöneticiler arasındaki ilişkiler, o grupların normları tarafından şekillenir ve toplumsal kontrol aracılığıyla denetlenir.



Kişiler tarafından sahip olunan statü ve roller de toplumsal kontrolü sağlar. Statü sahibi bir kişi statüsüne uygun rolleri yerine getirmediği takdirde resmî ve resmî olmayan kontrol sistemleri ile karşılaşır. Dolayısıyla birey, statüsünün gereklerine uygun olarak kendini kontrol etmek zorunda kalır. Örneğin yüksek statüye sahip bir kişi toplumda sırf statüsünün bulunduğu konumdan dolayı birçok şeyi kontrol etmek durumunda kalabilir. Bir okulda müdürlük statüsünde olan bir kişinin okula zamanında gelmesi, idari işlerle ilgilenmesi okulun uyumunu ve başarısını sağlaması kendisinden beklenir. Müdür bunları yapmadığında resmî ve resmî olmayan kontrol mekanizmalarıyla karşılaşır. Toplumsal kontrolün işleyişi “otorite”ye dayanır. Otoritenin merkezindeki kurum devlettir. Otoritenin olmadığı sosyal bir düzen düşünülemez. Otoritenin kaynağı ise toplumun norm ve değerleridir. Toplumsal kontrol insan iradesinin dışında gerçekleşen bir şey değildir. Kişi yaşadığı toplumun bir parçası olduğu için toplumsal yapı içerisinde yer alan norm ve değerlerin dışında hareket etmesi zorlaşır. Zaten toplumsal kontrolün temel amacı bireyleri orta noktada toplamak, toplumun bütünlüğünü, sürekliliğini ve düzenini sağlamaktır.

Toplum içinde yaşayan insanlar, normlara uymadığı zaman yalnız kalacağını ve mutsuz olacağını bilir. Toplumda saygın olma isteği, ekonomik ve ahlaki baskılar insan davranışlarını yöneterek kontrol etmektedir.

Hepimiz günlük yaşam deneyimlerimizden biliriz ki eylem ve davranışlarımıza sınırlar koyarak yaşarız. Özellikle kamusal alana çıktığımız andan itibaren belli bir şekilde davranmaya ve belli kurallara uymaya kendimizi mecbur hissederiz.

Bunun iki nedeni olabilir. İlki bizzat kendimiz bazı eylemleri ve davranışları yapmayız; kaba ve küfürlü konuşmaktan uzak dururuz. Çünkü bunların ayıp şeyler olduklarını düşünürüz. İkincisi ise toplumun hor gördüğü davranışlara verdiği tepkilerden korkarız. Bu anlamda her toplum kendi kültürüne, tarihine ve toplumsal yapısına göre bazı nesne ve davranışlara iyi ya da kötü anlamlar yüklemekte ve bu anlamlardan yola çıkarak bireyin davranışlarını şekillendirmektedir. Sosyolojide nesne ve davranışlara yüklenen iyi ve kötü gibi anlamlara değer, bu değerlerden doğan ve bireylerin davranışlarını sınırlayan somut ölçütlere toplumsal norm adı verilir.



Gündelik hayatta toplumsal ilişkilerin iş birliği ve uyum içerisinde sürdürülebilmesi, sosyalleşme sürecinde toplum tarafından öğretilmiş olan değer ve normlara bireylerin uygun bir şekilde hareket etmesine bağlıdır. Örneğin, hırsızlık yalnızca kınanması gereken kötü bir davranış değil aynı zamanda toplumsal düzeni ve güvenliği sarsabileceği için caydırıcı yaptırımları da gerektiren bir davranıştır. Bu nedenle toplum bireylere hırsızlık yapmanın kötü bir davranış olduğunu öğretmekle yetinmez hırsızlığa karşı somut önleyici ve cezalandırıcı mekanizmalar da geliştirir. Yani bireyleri normlara uymaya zorlar. Bu yönde bütün toplumlar, üyelerinin değer ve normlara aykırı davranışlar sergilememesi için bazı önlemler alır ve kendi varlıklarını ve işleyişlerini sürdürmek için üyelerine yönelik birtakım baskı mekanizmaları oluştururlar. Sosyolojide bu mekanizmaların tümüne toplumsal kontrol adı verilir.

Normların türüne bağlı olarak toplumsal kontrolün biçimi ve otoritesi değişmektedir. Yazısız normlarla ilgili kontrol kınama, ayıplama, dışlama şeklinde gerçekleşirken, yazılı normlarla ilgili kontrol para ya da hapis cezası, hak mahrumiyetleri ya da toplumsal hizmetlerde çalıştırılma şeklinde olabilir. Birinciler bizzat toplum tarafından ikinci gruptakiler ise devletin resmî organları tarafından yerine getirilir. Bu genel ayrımın dışında ayrıca demokratik toplumlarda sivil toplum kuruluşları gördükleri olumsuzlukları kamuoyu oluşturmak, kampanyalar düzenlemek, siyasal iktidarı etkilemek gibi faaliyetlerle engellemeye çalışarak bir tür toplumsal kontrol işlevi görürler.



Toplumsal Kontrolü Özellikleri Nelerdir?

a. Bireylere kendi üzerlerinde bir otoritenin var olduğunu kabul ettirir.

b. Toplumsal denetimin kaynağı toplumsal yaşamdır ve her toplumda görülür.

c. Toplumsal denetimin amacı toplumun düzenliliğini ve devamlılığını sağlamaktır.

d. Toplumdan topluma ve aynı toplum içerisinde zamanla değişir.

e. Toplumsal norm ve toplumsal değerleri birer araç olarak kullanır.

f. Toplum içerisindeki disiplinsiz davranışları önler.

g. Kişilerin hak ve özgürlüklerini korur.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı