Toplumsal Etkileşim Tipleri Nelerdir?

İnsan, doğası gereği diğer insanlarla birlikte yaşar. İnsanlar, toplu hâlde yaşarlar. Aile, okul, iş yeri gibi yerlerde bir arada bulunurlar. Her bireyin kendine özgü bir konumu ve bu konumun gerektirdiği davranış biçimleri vardır. Öğretmenle öğrenci, doktorla hasta, subayla er arasındaki ilişkide olduğu gibi. Bireylerin birbirleriyle girdikleri ilişkiler ve bir arada yaşama, birtakım kuralları ve kurallara uygun davranış kalıpları ortaya çıkarır. Bu davranış kalıpları grup ve kurumların sürekliliğini sağlar. Bireyler nerede ve nasıl davranacaklarını bu ilişkiler sonucunda öğrenir.



Bireyler ve gruplar arasında sürekli bir ilişki ve etkileşim vardır. Bu durum hem birey hem de toplum için son derece önemlidir. Çünkü bunlar olmadan, ne kişi ne toplumsal grup ne de toplum varlığını sürdürebilir. Bu açıdan bakıldığında toplum, toplumsal ilişkilerden oluşan bir yapı görünümü verir. (Selman Erdem, Sosyoloji,s.48)

Bizler kendi öğrencilik deneyimlerimizden de düşünebileceğimiz üzere, sınavlarda arkadaşlarımızdan daha yüksek not almak için birbirimizle yarışabilir ve buna karşı olarak gerektiğinde bir projede birlikte çalışabilir, bazı konularda arkadaşlarımızla ayrılığa düşebilir ya da arzu etsek de etmesek de okulun kurallarına uymak zorunda kalabiliriz.

Tüm bunlar toplumsal etkileşimlerin bazı farklı görünümleri ve aşamalarını oluşturmaktadır. Toplumsal hayatın canlı yanını oluşturan şey, bireyler ve gruplar arası hiçbir zaman bitmeyen bu ve benzeri etkileşimler zinciridir. Toplumsal hayatta bireyler ya da gruplar farklı şekillerde karşı karşıya gelirler. Sosyolojide bu karşılaşma biçimleri “toplumsal etkileşim” olarak adlandırılır. Bu etkileşimlerin bazıları grupların istikrarını ve sürekliliğini sağlarken bazıları da grupları değişime teşvik eder. Sosyolojide, bütün toplumlarda geçerli olan ve bu nedenle evrensel süreçler olarak kabul edilen temel toplumsal etkileşim biçimleri; iş birliği, mübadele, çatışma, rekabet, baskı ve uyumdur. Bununla birlikte günümüzde çeşitli sebepler, toplumların iç içe geçmesi, uyarlama, benzeştirme gibi yeni toplumsal etkileşim biçimlerini de ortaya çıkarmıştır.

İş Birliği ve Mübadele

Birden fazla grubun ortak bir hedefin izlenmesinde birlikte hareket etmesine, iş birliği denilmektedir. Bu etkileşim genelde taraflardan birinin tek başına ulaşamayacağı bir hedef ya da sorun karşısında ortaya çıkar. Bir trafik kazası sonrasında kazanın etkilerine maruz kalan insanları kurtarmak için diğer insanların birlikte hareket etmesi buna örnek olarak verilebilir. İş birliği, bireylerin bir hedefe varmak için çabalarını birleştirdikleri etkileşim biçimidir. Kaynakların etkin kullanılmasını gerektiren durumlarda ortaya çıkar. Örneğin kayak yapmak için çıktıkları dağda aniden bastıran tipi sonucu mahsur kalan insanlar, hayatta kalabilmek için iş birliği yapmak zorundadırlar. Ancak şunu da açıklamakta fayda vardır ki iş birliği yalnızca sıra dışı olay ve durumlarda geçerli bir etkileşim biçimi de değildir. Örneğin çocuklar oyun oynarken kendi aralarında bazı kurallar belirleyebilir, birlikte yaşayan insanlar ev işlerini kendi aralarında paylaşabilir, öğrenciler sosyal projelerde organize olup sorumluluk üstlenebilirler. Bunlar da diğer iş birliği örnekleridir.



Mübadelede etkileşim çift yönlüdür ve gönüllülük esasına dayanmaktadır. Mübadele usulü etkileşimde, bir beklenti veya karşılık alma amacıyla davranışta bulunulur. Mesela; bireylerin yardım ettikleri kişiden bir teşekkür beklemeleri, işçilerin ve memurların haklarının korunması beklentisiyle sendikalara üye olması, bireylerin hoşça vakit geçirmek için arkadaşlıklar kurması gibi... Mübadele anlamını, Aristoteles’in “Nikomakhus’a Etik” isimli eserinde yer alan şu ifadesinde bulur: “İnsanlar ya da çoğu insanlar, asil olanı dilerler fakat kârlı olanı tercih ederler. Bir hizmeti, karşılık beklemeksizin yerine getirmek asil, hizmetin karşılığını almak ise kârlı bir davranıştır. Bir insan verdiği hizmetin karşılığını denk bir şekilde almalıdır ve bunu gönüllü olarak yapmalıdır.” Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi bireyin bir başkası için gönüllü olarak ve karşılığında bir şey bekleyerek yaptığı eylem, mübadeledir. Siz bir arkadaşınızın proje çalışmasına hazırlamasına yardım edersiniz onun da size sınavlara hazırlanırken yardım etmesini beklersiniz. Burada ilişkiler karşılıklıdır. Mübadelede ilişkinin kendisinden çok size ne sağladığı önemlidir. Siz herhangi birine iyilik yaptığınızda muhatabınızın da size bir iyilik yapması gerekir, aksi takdirde ilişki mübadele olmaz. Dolayısıyla mübadelenin temeli mütekabiliyet (karşılıklılık)tir.

Rekabet ve Çatışma

Birden fazla kişinin veya grubun aynı hedefi elde etmek için mücadele girmesine rekabet denilmektedir. Rekabette hedefe yoğunlaşmak önemli bir faktördür. Mesela; uçak firmalarının bilet fiyatlarını neredeyse otobüs bilet fiyatları ile aynı seviyeye düşürerek yolucu sayılarını artırmaya çalışmaları, rekabete örnektir. Bireysel ya da takım oyunlarında olduğu gibi temel hedef rakibe üstün gelerek hedefe ulaşmaktır. Burada bireyler ya da gruplar amaçlarına ulaşmak ve arzularını tatmin etmek için belirli kurallar çerçevesinde etkileşimde bulunurlar. Bu etkileşimde ödül tektir ve etkileşim içinde bulunanlardan sadece biri ödüle ulaşacaktır.



Birden fazla kişinin veya grubun bir diğerini ortadan kaldırmaya veya etkisizleştirmeye çabalamasına çatışma denir. Rekabette taraflar hedefe yönelirken çatışmada ise birbirlerine yönelirler. Çatışma şeklinde gerçekleşen etkileşimde ise bir hedef vardır fakat hedeften önce muhatap önemlidir. Çatışmada muhatap rakip olarak değil neredeyse bir düşman olarak algılanır. Hedeflenen şey ise birinci derecede rakibi yenmektir. Öyle ki bazen rakibi yenmek hedefe ulaşmaktan daha büyük bir tatmin sağlar.

Çatışma genel olarak zararlı bir etkileşim biçimi olarak kabul edilir. Barışçıl ve iş birliği içerisindeki toplumun çatışma içindeki bir toplumdan daha iyi olduğu varsayılır. Fakat yine de çatışma yararlı olabilir. Çatışan gruplar topluma dinamizm katar ve sosyal eşitsizliklere dikkat çeker. Kriz ve çatışma dönemlerinde normlar ve değerler tekrar gözden geçirilir. Böylece toplumsal değişme ve reformlar gerçekleşebilir.

Baskı ve Uyum


Bireylerin veya grupların istenilen şekilde davranmasını sağlamak için zorluk çıkarılması, tehdit edilmesi veya bazı şeylerden yoksun bırakılmasına baskı denir. Baskı tek yönlü gerçekleşen bir etkileşimdir. Mesela; Batı Trakya’da Türk olanlara yapılan olumsuz uygulamalar buna örnek olarak gösterilebilir. Baskı, birey veya grupları diğer birey veya grupların iradesi/isteği doğrultusunda belli bir yönde davranmaya mecbur eden etkileşim türüdür. Örneğin, savaş esirleri düşmana bilgi vermeye zorlanabilir veya aileler bazı cezalar vermek suretiyle çocukların davranışını kontrol edebilirler.

Baskı mübadelenin zıddıdır. Mübadele karşılıklı çıkar bağlamında gönüllü bir ilişki iken, baskı tek yönlüdür. Baskının merkezinde otorite (yasal otorite ve sosyal otorite) vardır. Otorite düzenin sağlanmasında formel (yasal) ve informel (sosyal) baskı araçları kullanılır. Tutuklama, cezalandırma, hapsetme gibi merkezinde yaptırım olan uygulamalar yasal otoritenin kullandığı formel baskı yöntemleridir.

Birey veya grupların temel davranış kalıplarını değiştirmeden çatışmaları önleyecek iş birliğini devam ettirecek davranışlar sergilemesine uyum denir. Mesela; bireyin bazen yapılan bir hatayı görmezden gelmesi, başkalarının alınganlık göstermesine neden olacak davranışlardan, sözlerden kaçınması gibi örnekler uyumu açıklamaktadır. Uyum grubun beklentileri ile uyuşan bir davranış türüdür. Birey, grubun veya genel olarak toplumun beklentilerini bilir ve kendi davranışlarını çevresindekilerin davranışlarına adapte eder. Bunu, gönüllü olarak dışarıdan bir baskı olmadığı halde bir mecburiyet hissi ile yapar. Bu tür toplumsal etkileşim olmadan istikrar ve düzenliliği ile toplumsal hayat mümkün olmaz.



Uyarlama ve Benzeştirme


Grup, toplumsal beklentilerine uygun davranmadır. Bu bağlamda, davranışların başka kişi ya da gruplara göre düzenlenmesine uyarlama denir. Uyarlamanın uyumdan farkı, tek yönlü bir etkileşim biçimi oluşudur. Mesela; öğrenciler sınıf içinde rastgele davranmazlar; davranışlarını sınıfa göre (diğer arkadaşlarına) göre ayarlarlar. Uyarlama, sosyokültürel değerleri birbirinden farklı birey ya da grupların karşılıklı ödünler vererek uzlaşmalarını sağlayan bir etkileşim türüdür. Uyarlama etkileşiminde, grupları yönlendirme gücüne sahip hükûmet gibi otoriteler ya da sivil toplum kuruluşları çatışan grupları uzlaştırmak için özel programlar geliştirir ve çatışmayı en aza indirgeyecek şekilde bütün toplumsal grupların kültürel taleplerini karşılamaya çalışır.

Birden fazla kişinin veya grubun bir diğerinin davranış kalıplarını kabul edip uygulamasına benzeştirme denir. Arkadaşlıklar, kültürel etkileşim ve bir gruba katılma bu etkileşime neden olur. Mesela; selamlaşma, konuşma tarzı, yemek yeme biçimi gibi sosyalleşme yoluyla benimsediğimiz davranış şekilleri buna örnektir. Benzeştirmede toplumun ana gövdesini oluşturan toplumsal grupların lehine diğer grupların değişime teşvik edildiğini ve hatta kimi zaman zorlandığını görebiliriz. Buna örnek olarak 1980’li yıllarda Balkanlar’da azınlıkların adlarının değiştirilmesi ve kendi kültürel değerlerini ifade edecek şekilde yaşamalarına izin verilmemesi gösterilebilir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı