Toplumsal Değer ve Normlar

Değerler bir toplum ya da gruptaki, istenir ve doğru olana ilişkin ideal ilkeleri tanımlayan özgürlük ve eşitlik gibi prensiplerdir.



Değerler davranış kuralları sağladıkları gibi çatışma da yaratabilirler. Örnek olarak kürtaja ilişkin tartışmalar temelde değerlere ilişkin tartışmalardır (Andersen ve Taylor, 2005: 63). Değerler davranışların kültürel belirleyicileridirler ve bir kültürün mensuplarından beklenilen davranışları, hangi davranışlardan kaçınılacağını tanımlarlar. Değerlerdeki farklılıklar davranışlardaki farklılıklar olarak yansır. Değerler norm ve kuralları da kapsamaktadır, hangi normun kabul edilip edilmeyeceğine değerler aracılığıyla karar verilir (Reisinger ve Turner, 2003: 79).

Değerler ilkeleri, normlar ise bu ilkelerin özel durumlarda uygulanışını belirten özel kurallardır. Değerler pek çok normun doğuşuna neden olabilirler (içli, 2002: 105). Normlar: Normlar ödül ceza sistemiyle ortaya çıkan ve bireylerin davranışlarına etki eden kültürel kurallardır (Johnson, 2000: 209; Milovanovic, 2003: 6). Kurallar toplum için gerekliliktir. Normların olmadığı bir toplumda kaos oluşacaktır. Norm, yaptırımı olan kurallar sistemidir. Bireyler tutum ve davranışlarının sınırlarını belirleyen bu kurallar sayesinde diğer bireylerin de hangi durumda nasıl davranacağını öngörebilirler. Paylaşılmış kültürel beklentiler olarak sosyal normlar, insanların bir toplumda bir arada yaşamalarını sağlarlar (Dönmezer, 1978: 245; Içli, 2002: 105; Newman ve O'Brien, 2006: 71; Andersen ve Taylor, 2005: 449). Örnek olarak aile ilişkileri, siyasal yapı, üretim ve tüketim faaliyetleri ve trafik kuralları belirli normlara göre yürür. Bireyler normları toplumsallaşma sürecinde öğrenirler. Normlara uyulmadığında toplumsal yaptırım söz konusu olur. Yaptırımın ölçüsü normun ciddiyetiyle orantılıdır. Toplumsal cezayla karşılaştığını gören birey tutum ve davranışlarını ona göre düzenler. Ödül ve ceza resmi ya da gayri resmi olabilir.



Birisini öldüren kişinin mahkemede hukuk kurallarına göre ceza alması resmi bir cezalandırma iken aynı kişinin toplumdan dışlanması, ayıplanması, iş verilmemesi ise gayri resmi cezalandırmadır. Normların ödüllendirilmesi de söz konusudur. Çocukların sosyal normları öğrenmeleri durumunda büyükleri tarafından övülmeleri, belirli hediyeler almaları buna örnektir (içli, 2002: 105; Andersen ve Taylor, 2005: 449). Her toplum normatif bir düzen geliştirir. Normlar belirli sosyal sistemler içersinde işlerler ve bütün toplumsal grupların kendilerine özgü normları vardır. Normların toplumsal yapının bir parçası haline gelmesi için toplumu oluşturan üyeler tarafından içselleştirilmeleri gereklidir. Normlar, ödüller ve cezalar aracılığıyla uygun davranışın sürekliliğini sağlamaya çalışır. Sosyal normlara itaati sağlamak için bunlardan sapmaları önlemeye çalışan esasların bütününe sosyal kontrol adı verilir. Normlar uygulandıkları bireylere göre farklı nitelik gösterebilir çünkü kişilerin normları içselleştirme durumları farklıdır. Toplumun temel ihtiyaçları etrafında toplumlar bazı toplumsal norm sistemleri geliştirirler bunlara "kurumlar" adı verilir. Böylece din, eğitim, aile hayatı etrafında birer normlar sistemi oluşur ve bunlar din, eğitim, aile kurumu adını alırlar (Dönmezer, 1978: 245248).

Değerler, kişilerin düşünce, tutum ve davranışlarında birer ölçüt olarak ortaya çıkarlar ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir ögesini oluştururlar. Değerler, bir gruba ya da topluma mensup olanların uymak durumunda oldukları veya dikkate almaları beklenen genelleşmiş ahlaki inançlar olarak kavramlaştırılabilir.

Örneğin adam öldürmenin, hırsızlık yapmanın ve tembelliğin yanlış ve kötü; insan hayatına değer vermenin, dürüstlüğün ve çalışkanlığın doğru ve iyi olduğuna inanmamızı sağlayan etken, sosyalleşme sürecinde edindiğimiz değerlerdir. Bir toplumun ya da grubun yaşamında her şey, değerlere göre algılanır ve kavranır. Kişiler, içinde yaşadıkları toplumların veya grupların değerlerini benimseyerek bunları düşünce, tutum ve davranışlarında birer ölçüt olarak kullanırlar. Böylece daha iyi, daha doğru, daha uygun, daha güzel, daha önemli ve daha adil gibi genel yargılara ulaşma imkânı bulurlar.



Bununla beraber, idealize edilmiş temel ve soyut ilkeler ya da standartlar halindeki değerler ancak normlar bağlamında somutlaşırlar veya normlar yoluyla etkinlik kazanırlar. Çünkü daha genel ve soyut nitelikte olan değerlere karşılık; normlar, yaptırım güçleriyle toplumsal yaşamın belirgin bir ögesini oluştururlar. Bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, kişiler veya gruplar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri sağlayabilecek, koruyabilecek normlar ya da kurallar yaratmasına bağlıdır. Kişiler, bilinçli veya bilinçsiz şekilde uyguladıkları bu kurallar sayesinde, nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler ve diğer kimselerin de belirli bir durumda nasıl bir tutum ve davranış göstereceklerini tahmin edebilirler. Bu ise toplumsal yaşamın belli bir düzen içinde akıp gitmesini mümkün kılar. Ancak toplumsal yaşamdaki tüm davranışların, ortak davranış kuralları olan normlara her zaman tam bir uyum hâlinde gerçekleştikleri de söylenemez. Bununla birlikte, normların ait oldukları sosyal ve kültürel sistem içinde bir değer taşımaları; hem onlara uyulması gerektiği yönünde bir inancın bulunmasıyla hem de çoğunluk tarafından onlara uyulmasıyla mümkün olabilir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı; Mehmet Yüksel, Modernleşme Bağlamında Hukuk ve Etik İlişkisine Sosyolojik Bir Bakış