Toplumsal Çözülme Nedir, Nedenleri Nelerdir?

Toplumsal çözülme, bir toplumda maddi ve manevi kültür unsurlarının birbirini tamamlayamaması sonucunda toplumsal birliğin bozulmasıdır.



Toplumsal çözülme toplumsal bütünleşmeyle doğrudan ilgili bir olgudur. Toplumu bir arada tutan ve onun kendi içinde bütünleşmesini sağlayan bağlar zayıfladıkça toplumsal bütünlükte çatlaklar oluşur ve kaçınılmaz olarak toplumda bir çözülme meydana gelir.

Değerler ve normlar gücünü yitirir ve toplumu oluşturan birey ve gruplar için aynı anlamı ifade etmez olurlar. Bunun sonucunda oluşacak karışıklık, hem ahlaki hem ekonomik hem de sosyal hayatın gündelik akışında bir çöküş meydana getirir. Toplumda suç oranları artar, aile, eğitim, siyaset ve din gibi toplumsal kurumlar işlevsiz ve içi boş kurumlara dönüşürler. Hiçbir toplum bu duruma duyarsız kalmaz, tersine çözülmeye direnç gösteren ve toplumsal bütünleşmeyi yeniden tesis etmeyi amaçlayan çeşitli önlemler alır. Toplumsal çözülmeye karşı önlemler geliştirebilmek için ilkin toplumsal çözülmeye nelerin yol açtığını saptamak ve iyice analiz etmek gerekir.

Toplumsal çözülmenin başlıca nedenleri tabakaların farklılaşması, insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, örgütlenme yetersizliği, demokratik kurumlaşma yetersizliği ve millî birlik bilincinin zayıflamasıdır.

Tabakaların farklılaşması: Teknolojik gelişme sonucunda toplumdaki bazı mesleklerin önemi azalır ya da artar. Bu da tabakaları, dolayısıyla bireylerin toplumsal konumlarını değiştirir. Belirli bir yaşam tarzına sahip olan kişilerin yeni koşullara uyum sağlamamalarına yol açar. Aynı şekilde toplumdaki zengin ve yoksul arasındaki farkın belirginleşmesi ve tabakalar arasındaki uzaklığın artması da bireylerin topluma olan güvenini sarsar.

İnsan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması: Bir toplumda insan hakları korunmaz ya da kısıtlanırsa huzur ve güven ortamı ortadan kalkar. insanlar, her an haklarının bir başkası tarafından çiğneneceği korkusu içinde yaşar, birbirlerine güvenmezler. Toplum içinde güçlü olanlar, güçsüzleri ezerler. İnsanlar arası eşitlik söz konusu olmaz, bazı insanlar daha ayrıcalıklı sayılırlar. Yönetme gücü, bu ayrıcalıklı kişilere geçer ve demokrasi yerini baskıcı yönetime bırakır. Sonuçta insanlar, topluma bağlılıklarını yitirirler ve toplumsal çözülme ortaya çıkar.



Örgütlenme yetersizliği: Sanayileşme ve iş bölümünün gelişmesi, yeni bir yaşam biçimi ortaya çıkartmıştır. Bu yaşam biçimi, örgütlenmeyi zorunlu duruma getirmiştir. Toplumdaki bazı kurumlar işlevleri bittiği için ortadan kalkmış, bazıları da işlevlerinin bir kısmını başka kurumlara devretmiş ve yeni kurumlar ortaya çıkmıştır. Ekonomik, siyasal ve mesleki örgütlenmeler güç kazanmıştır. Yeni koşullara göre örgütlenmenin yapılmaması, toplum yaşamındaki dengeyi bozmakta ve toplumsal çözülmeye zemin oluşturmaktadır.

Demokratik kurumlaşma yetersizliği: Geleneklerin egemenliğini yitirdiği bir toplumsal yapıda eğer demokratikleşme ve modemleşme gerçekleşmemişse toplumsal çözülme başlar. Çünkü demokratikleşmiş bir yapıda çözülmeye yol açacak sorunları ortadan kaldırıcı veya hafifletici mekanizmalar da gelişir. Örneğin, seçme ve seçilme hakkının tanınmış olması, toplu sözleşme hakkı, düşünce özgürlüğü, eğitimde fırsat eşitliği, sosyal güvenlik, eğitimle kazanılan statülerin artması demokrasinin gerekleridir. Bütün bu uygulama ve kurumlarıyla demokrasi, toplumsal bütünleşmeyi sağlar. Ayrıca demokrasinin gereği olan farklılıklara saygı, toplumsal çözülmeyi önleyici etkide bulunur.

Millî birlik bilincinin zayıflaması: Milli birlik bilinci, insanların birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını sağlar. Bu bilincin zayıflamasının nedenlerinin başında, toplumsal ilişkilerde ve aile yapısında bağlılık ve dayanışmanın zayıflaması gelir. Milli birlik bilincinin zayıflaması, toplumda manevi değerler etrafında bütünleşmenin sağlanamamasına neden olur. Bunu sonucunda toplumsal çözülme ortaya çıkar.

Modern zamanların yeni teknolojilerle desteklenmiş topyekûn savaşları da toplumsal çözülmenin önemli ve bir o kadar da yıkıcı nedenlerinden biridir. Savaş, ortaya çıktığı andan itibaren bütün ülkeyi ve bütün toplumu etkisi altına alır. Ekonomik faaliyetler, üretim ve yatırım etkinlikler tamamen savaşın desteklenmesine yönelir. Enflasyon yükselir, karaborsa ortaya çıkar. Büyük göç hareketleri görülür. Savaş, pek çok toplumsal kurumun işleyişinde de aksamalara da yol açar. Eğitim kurumunda, hukuk kurumunda boşluklar kendini gösterir. Kurumların işlevlerini yerine getirememesinden dolayı gündelik hayatta birtakım aksaklıklar ortaya çıkar.



Toplumsal Çözülmenin Nedenleri

• Sosyal ilişkilerde ve aile yapısında karşılıklı sevgi, saygı, bağlılık ve dayanışmanın zayıflaması.

• Din, vicdan ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması.

• Toplumda iş bölümünün, sosyal farklılaşmanın gelişememesi ve örgütlenme yetersizliği.

• Çoğulcu demokratik yapıya geçilememesi.

• Birey ve sosyal grupların aynı toplumda yaşadıklarının bilincine varamamaları.

• Ekonomik istikrarsızlığın rüşvet, yolsuzluk gibi ahlaki sorunlara yol açması ve işsizlik sorununun çözülememesi.

• Orta sınıfın genişleyememesi, sosyal ve ekonomik tedbirlerle teşvik edilmemesi.

• İnsan haklarını güvence altına alan bir hukuk devleti anlayışının yerleşememesi.

• Toplumsal kurumların değişime ayak uyduramaması.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı