Kültür Nedir?

Kültür kavramı gündelik dilde çoğunlukla yüceltilen bir kavram olarak karşımıza çıkar. "Kültürlü insan" dendiğinde bilgi-görgü sahibi insanları anlarız ve takdir ederiz. Bazı eğitim ve sivil toplum kuruluşları da "kültür" ismini özellikle kullanmak isterler. Bu kullanım biçimi temelde yanlış olmamakla birlikte sosyolojinin kültüre yüklediği anlamı kapsamaktan bir hayli uzaktır; zira sosyolojide kültür, toplumsal hayatın bütününü kuşatan bir kavram olarak kabul edilir.



Bu nedenle kişinin kültüründen öte toplumun kültüründen söz etmek sosyolojiye daha uygundur. Sosyalleşme, statü-rol dağılımı, toplumsal değer ve norm gibi temel sosyolojik kavramlar aslında kültürle ilişkili bir toplumsal gerçekliğe tekabül eder. Kültür bu anlamda insanın sosyal etkinliğinin tüm alanlarını kapsayan kuşatıcı bir kavramdır.

Kültür, insan etkinlikleri içinde, kendine özgü dinamikleri olan ayrıcalıklı bir alandır. Ayrıcalıklı oluşu ona, toplumsal yaşamın diğer alanları arasında özel bir önem kazandırır. Bu farklılığın kökeninde, kültürün varlık nedeni olan, insanın kendi varlığını sorgulayabilen bir canlı olması yatar. Zira insan, kendi varlığını, dışarıdan bir gözlemci gibi fark edebilen tek canlı türüdür. ‹nsanın bu farkındalığı, aynı zamanda, kendi ölümlülüğünü de idrak etmesi anlamına gelir. Ölüme direnme, kendi varlığını ölümsüz kılma çabası, onda, doğayı dönüştürerek simgeler üretmek şeklinde tezahür eder. Kültür, bu ölümsüzlük arayışının bir birikimi olarak, insan yaşamında önemli bir yer kaplar. Toplumbilim kuramlarında, Marx gibi kimi düşünürler kültürü, üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak görmüşler, Kültürel Çalışmalar geleneğinde olanlarsa, tam tersine onu, özerk bir alan görme eğilimindedirler. Kültür olgusunun daha ayrıntılı çözümlemeleri daha ziyade antropolojik nitelikteki çalı şmalarda gözlemlenir. Her durumda kültür, toplumsal ilişkiler sistemi ve örgütlenme biçiminin hem kurucusu hem yansımasıdır. Hangi teori açısından bakılırsa bakılsın, kültürün insan topluluklarının varlıklarını kurmak ve sürdürmek için gerekli temel etkinlik alanı olduğu görülür. Kültürü düşünürken onun çok katmanlı bir süreç olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu süreçte, en geniş çerçevede, bir toplumun doğaya uyma biçimlerinin bir yansıması ve evreni açıklama şemaları olan inançlar, ahlâk ölçülerinin belirleyicileri olan değerler, bunların yaptırım gücü kazanmı ş toplumsal kural halleri olan normlar, doğayı dönüştürme yordamlarının alanı olan teknoloji, kültürün ürünlerini soyut düzeyde temsil eden simgeler ve özel bir simge alanı olarak dil iç içe geçmiş temel bileşenlerdirler. Ancak; günümüzün küresel enformasyon toplumunda teknolojinin, diğer bileşenlerden bağımsız bir alan gibi sunulduğunu görmekteyiz. Böylece teknoloji, sadece teknik bir alan olarak düşünülmekte, kültürün bir bileşeni olduğu da bu şekilde göz ardı edilmektedir. Bu durum, çağımızda kültürün önemini bir kez daha artırmaktadır.

Kültürün temelinde, bir toplumun varlık ve evren konularındaki açıklama şemalarını oluşturan inançlar vardır. Bu inançlar, belli toplumsal alışkanlı kları, sorun çözme yordamlarını biçimleyerek değerleri oluştururlar. Toplum düzeninin sağ- lanması, değerlerin yaptırım gücü kazanmaları, yani norm haline gelmeleriyle olur. Doğayı dönüştürme etkinlikleri, insanın bu amaçla ürettiği bilgi ve gereçler yani teknolojiyle gerçekleşir. Bütün bu etkinlik ve ifadeler, sonuçta kendilerinin soyut temsilleri olan simgeleri oluştururlar. Kültür, aynı zamanda ortak bir dilin paylaşımını da getirir. Toplumsal ilişkinin devamını sağlayacak, tekrarlanmasıyla gelenek ve göreneklere dönüşecek olan değerler, ortak kurucu unsurlar olarak kabul edilir. Kuralın norm sayılabilmesi için, toplumsal düzeyde bir baskı unsuru olabilmesi, ona uyulmadığı takdirde de olumsuz bir karşılığı olmasıdır.



Kültür, sosyolojinin ve antropolojinin en önemli kavramlarından biri olmasına rağ- men yine başta sosyoloji ve antropoloji olmak üzere genel olarak sosyal bilimlerin en belirsiz, karmaşık ve tartışmalı kavramlarındandır. Antropolog Alfred L. Kroeber ve Clyde Kluckhohn, 1952’de derledikleri Kültür: Kavramların ve Tanımların Eleştirisi başlıklı kitaplarında kültürün 164 ayrı tanımı olduğunu belirtirler. Ünlü Kültür kuramcısı Raymond Williams da (1983), kültür kavramına dair 164 farklı tanı m olduğuna dikkat çekerek, ‘kültür’ün ‹ngiliz dilindeki en karmaşık iki-üç kavramdan birisi olduğunu belirtir. Bu durum şüphesiz yalnızca ‹ngilizce’ye özgü de- ğildir, aksine birçok dilde ‘kültür’ün tanımı ve anlamına ilişkin kayda değer bir belirsizlik mevcuttur. “Çok kültürlü bir kişi” veya “Güneydoğu yemek kültürü” ya da; “Avrupa Kültür Başkenti ‹stanbul” ve “Çerkez kültürü” dediğimizde kültür karşımı- za herhalde aynı anlamda çıkmamaktadır. “fiarap kültürü” ile gazetelerin “kültürsanat sayfası” dediğimizde veya “Anadolu kültürü” ile “Kültür-Sanat Festivali” derken, işte tüm bu örneklerde, şüphesiz kültürü aynı anlamda kullanmıyoruz. Kültür teriminin hem gündelik yaşamda hem akademik söylemde kullanım alanı oldukça geniştir ve farklı bağlamlarda farklı anlamlara sahiptir. Bundan dolayı kültür, bir taraftan çok tanıdık ve bildik, bir taraftan da ele avuca gelmez bir olgudur “Bu yüzden, insanlara örneğin kulaklarını değil de dudaklarını boyamak ya da herkesin gözü önünde içerken özel bir yerde tek başına işemek gibi şeyleri yaptıran bizatihi kültürün kaçkın, ele gelmez ve soyut oluşudur” (Bauman, 1996: 162-163).

Kültürü araştırma konusu edinen antropoloji ile sosyoloji arasında kültüre bakış açısı bakımından var olan bir farkı vurgulamak gerekir.

Antropoloji, insan toplumlarının geçmişten günümüze doğru ilerleyen kültürlerinin kökenini ve gelişimini ortaya koymaya çalışırken sosyoloji, kültürün kökeni gibi bir sorunla ilgilenmez, daha çok kültürel bir nitelik taşıyan olay, olgu ve pratiklerin, birey ve grupların birbirleriyle ve toplumla kurdukları ilişkiyi nasıl etkileyip belirlediğini açıklamaya çalışır.

Kültür kelimesinin aslı Latincedir ve tarlaya ekin ekmek ve süt mayalamak anlamına gelmektedir. Kelime Türkçeye Fransızca “cultura” dan geçmiştir. Kültür kelimesinin günlük yaşamda, sanatta, eğitimde, bilimde vb. alanlarda farklı anlamları olsa da genel bir kültür tanımına ulaşmak mümkündür. Buna göre kültür, bir toplumun içerisinde mevcut her türlü bilgiyi, alışkanlıkları, değer ölçülerini, genel tutum, görüş, inanç ve zihniyet ile her türlü davranış şekillerini içine alan, o toplumun üyelerinin çoğunluğunda ortak olan, onu diğer toplumlardan ayırt etmeye yarayan maddi ve manevi değerlerden oluşan bir bütündür.

Lütfen Aşağıdaki Bilgilere de Bakınız:

- Kültürün ögeleri nelerdir?
- Kültür ve medeniyet ilişkisi
- Kültürel gecikme nedir?
- Kültürün işlevleri ve toplumsal bütünleşmeye katkısı
- Kültürel süreçler nelerdir?
- Kültür merkezciliği nedir?
- Kültürel tutumlar ve kültürler arası etkileşim

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı