Psikoz Nedir, Psikozlar

Önemli psikolojik bozukluklar psikoz olarak adlandırılır ve genellikle hastanede tedavi görmeyi gerektirir.



Psikozlar fonksiyonel ve organik psikozlar diye ikiye ayrılır. Şizofreni ve psikotik duygusal bozukluklar gibi herhangi bir beyin zedelenmesi veya bozukluğu bulunmuyorsa fonksiyonel psikoz, beyin zedelenmesi, beyin tümörü, ya da beynin çalışmasındaki aksaklıklar bulunuyorsa organik psikozdan söz edilebilir.

En yaygın psikoz türü şizofrendir. Bu hastalığın özelliği düşünme tarzında bozukluk ve gerçeklerden kaçıştır. Bu düşünce bozukluklarında, halüsinasyon, delüzyon (sanrı) vardır. Halüsinasyon, olmayan şeyleri görme durumudur. Delüzyon (sanrı) olan kişiler ise hiçbir geçerliği olmayan düşüncelere doğruymuş gibi inanırlar. Birey, sürekli polislerin onu takip ettiğini, herkesin onun peşinde olduğunu, telefonunun dinlendiğini sürekli düşünüyor ve söylüyorsa, bu durumda delüzyon (sanrı)dan şüphe edilir. Şizofrenlerin hepsinde sanrı belirtisi yoktur. Konuşma özellikleri bazen belirgin bazen de belirsizdir. Bunların konuşmalarında mantıksal yapı görülmez. Donuk yüz ifadesi, monoton bir konuşma, monoton bir duygusallık ve hiçbir heyecan belirtisi olmayan davranışlarda bulunurlar. Kendi içine kapanma, diğer bireylerle ilişki kuramama ve kaçınma şizofreninin belirtileridir. Şizofrenler değişik davranış bozuklukları gösterirler.



Şizofreni

Kişide düşünme tarzında bozulmaların meydana gelmesidir. Bu bozulmalar halüsinasyonlar, sanrılar, tuhaf konuşmalar şeklinde gerçekleşmektedir. Algısal bir bozukluk olan ve gerçekte olmayan şeyleri görmek olarak nitelendirilen halüsinasyonların yanında kişiler sanrı adı verilen düşünce ve inanç bozukluğu da yaşarlar. Kişiler bunlara sanki gerçek gibi inanırlar. Kişilerde sanrılar şu başlıklar altında gruplanabilir.

• Kişinin baskı altında olması: Bireyin gerçeklikle ilgisiz bir şekilde kendisinin suikasta kurban gideceğini düşünmesi

• Kişinin muhteşemliği: Kişinin kendisini Napolyon sanması.

• Kişinin hakkının yenmesi: İlgisiz bir şekilde kişinin, patronun kendisinden nefret ettiği için işyerinde bütün yüklü işleri ona verdiğini düşünmesi.

Şizofreni Türleri

Basit şizofren: Bu tür rahatsızlık yavaş biçimde gelişir. Erinlik döneminden sonra bireyde ilgisizlik artar, çevresiyle bağlar kopmaya başlar ve okul başarısında düşme görülür. Ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilgilenmez. Karşı cinse ilgisiz kalır. Hiç bir şeye dikkatini vermez. Çalışmak için çaba göstermez. Birey çok az konuşur. Basit şizofreninin en büyük özelliği içe yönelim belirtisidir. Birey gerçeklerden kaçar içe yönelir.

Paranoid şizofren: Büyüklük ya da eziyet etme hayalleri paranoyak şizofrenler için geçerlidir. Kendilerini büyük görürler. Başkalarının kendilerine eziyet ettiklerinden, arkalarından konuştuklarından kısacası aldatıldıklarından kuşku duyarlar. Birey, çoğu zaman düşman, kuşkucu ya da saldırgan olabilir. Özellikle de saldırgan davranış yaygındır. Bir toplulukta kendi aralarında gülüşmekte olan bireylerin kendisinden söz ettikleri inancına kapılır; bazen radyo ya da televizyondaki konuşmacıların kendisiyle ilgili üstü kapalı haberler verdiklerine inanır. Daha sonra bu durum yerini daha mantık dışı ve değişmez bazı iddialara bırakır ve çevresindeki insanların kendisine karşı bazı tasanlar hazırladıklarına ve girişimlerde bulunduklarına inanır. Ona göre bu insanlar kendisini izlemekte ya da zehirlemeyi tasarlamaktadırlar. Kişi gaipten ses duyup ve buna uyarak bazı şiddet gösterilerinde bulunabilir.



Katatonik şizofreni: Burada her türlü hareket birden yitirilir ve kişi belirli bir beden durumunu değiştirmeksizin, bir heykel gibi, saatlerce hatta günlerce bulunduğu yerde kalır. Katatonik donmada gözler boş bakar, yüz anlatımsızdır, tehditlere ve acı veren uyaranlara tepki gösterilmez. Beslenme ve giyinme işlevlerine yardım edilmesi gerekir. Kimi katatonikler kendisinden istenilenlere otomatik bir biçimde uyar fakat tek sözcük konuşmaz. Bazen katatonik birey, hızlı adımlarla dolaşır, konuşur, hazırlanır, çevresindekilere tehlikeli bir biçimde saldırıp yaralayabilir ya da öldürebilir.

Hebefrenik şizofreni (Dağınık şizofreni): Çocuksu konuşma ve kıkırdama, bağlantısız konuşma, el ve kol hareketleri ve yüz mimikleri, kendi kendine konuşma, nedensiz bir kahkahayı izleyen ağlama nöbetleri, dışkı ve idrara aşırı ilgi, dışkının elbisesine, duvarlara silmesi, utanç duygusunun tümden ortadan kalkarak cinsel organlarını göstermesi, öfke nöbetleri ve saldırganlık hebefrenik şizofreninin belirtileridir. Hebefrenik şizofrenide birey dış çevreye kendisini kapatarak kendine özgü bir düş dünyası içinde yaşamakta ve davranış biçimlerinde gerileyerek yetişkin yaşamın zorlanmalarından kaçmaya çabalamaktadır.

Psikotik Duygusal Bozukluklar

Psikozlar kategorisinde duygusal bozuklukların artması ile görülen bu bozukluklar bireyin ruh durumuna göre değişkenlik gösterir. Bu bozukluklar, hepimizin zaman zaman çektiği can sıkıntılarıyla karıştırılmamalıdır. Bunlar geçicidir ve belli bir düzen göstermezler. Duygusal bozukluğu olan birey duygusal çöküntü ve duygusal coşkulanma yaşar. Bu duygulardan kendini kurtarmak kendi inisiyatifinde değildir. Normal çalışma düzenine ayak uyduramayıp, bu duyguların etkisi altında çevrelerine uyum sağlayamazlar. Bu dönemler ya manik ya da depresif olup genellikle altı ay sürer. Duygusal bozukluklar, depresyon (duygusal çöküntü), mani (duygusal coşku), mani depresyon (bipolar bozukluklar) ve intihar şeklinde kendini gösterir.

Depresyon (Duygusal Çöküntü)

Bu dönemde kişi değersizlik, suçluluk ve umutsuzluk duyguları içindedir. Bazı hastalar sık sık ağlayarak, hayal ürünü günahlarından söz ederler. Bir kısmı da yeme içmeyi unutur. Normal yaşantılarıyla ilgileri kalmayan bu hastaların genellikle giyinme ve temizlenme gibi gündelik görevlerini yerine getiremediği görülür. Duygusal çöküntüler artar ve kişi kendi kendine bakamaz duruma gelir.



Mani (Duygusal Coşku)

Depresyonun tam tersidir. Birey bu dönemde neşelidir. Kendine güveni vardır. Kendisini devamlı olarak büyük görür ve gücünün yetemeyeceği işleri yapmaya kalkar. Geçmiş yaşantılar ya da gelecek projeler hakkında ayrıntılı fikirler geliştirir. Çok konuşur ve konudan konuya atlar.

Manik Depressif (Bipolar Bozukluk)

Bu dönemde birey hem coşkulu hem de çöküntülü günler geçirmektedir. Coşku devresi haftalarca, aylarca sürdükten sonra bu devreyi normal bir süre izler, daha sonra uzunca bir süre devam edecek olan çöküntü devresi başlar. Bu devreler düzenli olmamakla birlikte, devrelerin ne zaman başlayacağı ve ne zaman biteceği belli değildir. Mani sonrasında birey kendisini devamlı olarak coşkulu görmekte, geçmiş yaşantılar ya da gelecek projeler hakkında ayrıntılı fikirler geliştirip, saniyede 200 kelime gibi bir hızla konuşabilmektedir. Konuşurken konudan konuya atlar ve kendisini yargılayan bir tutum geliştirir. Hiçbir şeyin yolunda gitmediğine inanan kişi, kendi görüşüne önem vermez, iştahı azalır ve normal yaşantıya karşı ilgisi de kalmaz.

İntihar

İntihar bireyin içinde bulunduğu ruh halinin etkisiyle ortaya çıkar. Bu devre kısadır. Birey bu dönemi, atlatabilirse intihar etmekten vazgeçer. İntiharın belirtileri genellikle duygusal çöküntü, sessizlik, kendini beğenmeme ve küçük görme, kendini suçlama, yaşamı anlamsız görme biçiminde ortaya çıkar. Bu belirtileri gösteren kişi yalnız bırakılmamalı, sürekli izlenmelidir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları