İç Salgı Sistemi

Endokrin sistemi ya da iç salgı bezleri; hormon adı verilen salgılarını, vücudun başka bölgelerindeki hedef hücrelere ulaştırabilmek için kan içine salgılayan bezlerdir.



Hormonlar davranışlar üzerinde etkilidir. Özellikle vücudun gelişim dönemlerinde ergenlik ve menopoz dönemlerinde hormonlar vücut dokularının organizasyonunda ve vücutta aniden ortaya çıkan bir değişiklikte etkili görevler üstlenirler. Öte yandan cinsel davranışlar, konsantrasyon, uyku, heyecan ve strese karşı geliştirilen tepkilerde etkilidirler. Hormonlardaki ani değişiklikler depresyon gibi ciddi bazı psikolojik rahatsızlıkların temelini de oluşturur.

Vücudumuzun farklı bölgelerinde farklı görevler üstlenmiş salgı bezleri bulunmaktadır. Davranışların sebeplerini anlama adına bu bezlerin yapısı ve görevlerine değinmek faydalı olacaktır.

Tiroid Bezi

Gırtlak borusunun altında bulunan troid bezi tiroksin hormonu üreterek vücuda alınan yiyeceklerin enerjiye dönüşüm hızlarını belirler. Kişinin canlı ve enerjik olma durumu, zayıf ya da kilolu olma durumları üzerinde de etkilidir. Tiroid bezinin aşırı çalışması (hipertiroidizm) konsantrasyonda azalma, uykusuzluk, aşırı heyecanlı olma, yorgunluk, sıkıntı durumlarına yol açabilmektedir. Tiroid bezinin yavaş çalışarak az miktarda tiroksin salgılaması (hipotiroidizm) sürekli yorgunluk, deride kuruluk ve uyuma isteğini beraberinde getirmektedir. Tiroid bezinin gereğinden az çalışması ayrıca; iltihaplanmalar, kireçlenme gibi bozukluklara yol açabilir.



Paratiroid Bezleri

Paratiroid bezi, tiroidin arkasında mercimek şeklinde dört tane küçük bez olup, her bir bez ince bir kapsüle sarılmış şekilde konumlanmıştır. Paratiroid bezleri parathormon salgılar. Bu hormonun görevi, kemiklerden kana kalsiyum geçişini ayarlayarak kanın kalsiyum iyonu düzeyini dengede tutmaktır. Kandaki parathormon azaldığında kas spazmları ve seğirmeler; fazla olduğunda ise uyuşukluk ve fiziksel koordinasyonda zayıflıklar görülebilmektedir.

Pineal Bez

Organizmanın gün içersindeki faaliyet düzeyini ayarlayan yapı pineal bez olarak adlandırılır. Günün doğuşuyla birlikte ışık miktarındaki artış pineal bezin uyarılmasını sağlayarak kana melatonin hormonunun salgılanma miktarının azalmasına neden olmaktadır. Melatonin hormonun salgılanmasının azalması güne başlamak adına organizmayı daha aktif ve canlı kılan Günün sonunda ışığın azalmasıyla birlikte kana melatonin daha fazla salgılanmaya başlar. Bu noktada organizmanın faaliyet düzeyi azalarak ve pineal bez salgıladığı hormon aracılığıyla vücut ısısını düşürüp organizmanın uykuya hazırlanmasına yardımcı olur. Bu ve buna benzer etkiler güneş ışığının doğrudan pineal bezin üzerine doğmasından ötürü kuş ve sıçan gibi hayvanlarda daha çok görülmektedir. Bu konu ile ilgili bazı araştırmalar güneşin daha az olduğu bölgelerde depresif duygu durumunun kandaki melatonin salgılanması ile ilgili olduğunu iddia etmektedir.



Pankreas

Pankreas, karın bölgesinde, midenin arkasında, ince bağırsak ile arasındaki kıvrım içinde, safra kesesi ve karaciğere komşu olarak yer almaktadır. İki önemli işlevi bulunmaktadır: Birincisi nişastanın, proteinlerin ve yağların sindiriminde etkili enzimleri üreterek bağırsak kanalına gönderir. İkinci olarak, insülin ve glukagon salgılayarak bunu doğrudan kana verir. İnsulin ve glukagon kandaki şeker seviyesinin düzenlenmesinde ve şekerin ısı ve enerjiye çevrilmesinde karşılıklı olarak çalışan iki hormondur. Vücudumuzun sağlıklı çalışabilmesi için, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç vardır. İnsülinin görevi kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımaktır. İnsülin eksikliği, besinlerle alınan şeker ve diğer besin unsurlarının, ihtiyaç duyan hücrelere girmesini engeller. İnsülinin kanda az miktarda olması, kan sekeri düzeyini arttırarak böbreklerin fazla suyu atarak bu aşırı şekerden kurtulmaya çalışmasına neden olur. Dokuların su kaybetmesi kanda zehirli maddelerin birikmesi ve hücre tahribatına yol açar. Şeker hastalığı olarak da bilinen bu durumda kandaki şeker düzeyinin normal duruma gelmesi için insülin alımı ve özel diyetler uygulanması gerekmektedir.

Hipofiz Bezi

Hipofiz bir fasulye tanesi büyüklüğünde bir endokrin bezdir. Beyin tabanında, hipotalamusun altında bir çıkıntı şeklinde uzanan hipofiz bezi hormon üretip salgılayarak vücuttaki denge durumunu (homeostatis) düzenler. Hipofizin ön kısmı bütün iç salgı bezlerini denetlemektedir bu sebeple "patron bez" olarak tanımlanır. Bu bağlamda ön hipofiz, endokrin ve sinir sistemi arasındaki en büyük organizasyon ağını kontrol etmektedir. Salgıladığı büyüme hormonuyla vücudun büyüme hızını ve miktarını denetler. Cücelik, devlik ile ilgili fiziksel durumlar bu bezin çalışmasıyla ilgilidir. Birbirinden farklı işlev gören iki bölümden oluşan hipofiz bezinde arka hipofiz kısmında üretilen hormonlarla ise vücut hücrelerindeki su miktarı ve dolayısıyla kan basıncı düzenlenir. Arka hipofizde üretilen bir diğer hormon olan oksitosin ise doğum sırasında rahim kasılmalarını ve meme bezlerinin süt üretimini sağlamaktadır.



Gonadlar

Erkeklerde erbezleri, kadınlarda yumurtalıklar ve az miktarda da böbreküstü bezleri erkeklik ve kadınlık hormonu olarak bilinen androjen ve östrojen salgılarlar. Bu iki hormon her iki cinste de bulunur. Fakat erkeklerde androjen, kadınlarda östrojen daha baskındır. Kadınlarda hamilelikte 3. ve 4. aylarda testosteron hormonunun varlığı; fetüsün erkek, yokluğu ise kız olarak gelişmesine yol açacaktır (Kalat, 1988). Testosteron ve diğer androjenler hem erkek hem de kadın yetişkinlerde cinsel ilgi ve cinsel davranışları yönlendirir. Kadınlarda fazla miktarda androjen üretilmesi sesin kalınlaşması, sakalın çıkması, ve göğüslerin küçülmesine yol açarken, erkeklerde östrojenin artması tam ters bir şekilde sesin incelmesi, sakalın çıkmaması ve göğüslerde büyümeye neden olur. Birçok araştırma testosteronun saldırganlık ve şiddet davranışlarında rol oynadığını göstermektedir. Östrojen, testesteronla ilişkilidir fakat saldırganlık davranışını etkilememektedir. Daha çok kadınlarda cinsel davranışla ilgili olan östrojen yumurtalıklar alındığında azalır, fakat cinsel ilgi belirgin düzeyde düşüş göstermez. Bunun yanında östrojen; sözel beceriler, algısal hız gerektiren testlerdeki performans artışı, el çabukluğu gibi becerilerle ilgilidir. Bu sebeple kadınlar adet dönemlerinde bu tarz bilişsel görevlerde daha başanlıdırlar. Menapoz döneminden sonra kadınlarda östrojen azaldığından, felç ve kalp krizi riski de artmaktadır.

Böbreküstü Bezler (Adrenal Bezler)

Böbreklerin üst kısmında adrenal bez olarak adlandırılan iki böbrek üstü bez bulunur. Böbrek üstü bezler farklı hormonların üretilmesinden sorumludurlar. Bunlardan ilki kortizol hormonudur. Bu hormon karaciğerde depolanmış olan şekerin serbest bırakılarak vücudun anında gerekli enerjiye kavuşmasını sağlar. Kortizolün yapay olarak üretilen haline kortizon adı verilir ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. Kortizon kullanımının yan etkileri olduğu bilinmektedir. Böbrek üstü bezler tarafından salgılanan bir diğer hormon olan epinefrin organizmanın acil durumlara tepki verebilmesi için önemlidir. Adrenalin olarak da tanımlanan bu hormon kana karıştığında, kalp artışı ve kan basıncını arttırır, sindirimin durmasına, göz bebeklerinin büyümesine, kan dolaşımı içersin daha çok şekerin karışmasına, gerekiyorsa kanın pıhtılaşmasına ve sempatik sinir sisteminin harekete geçmesine neden olur.

Böbrek üstü bezler tarafından üretilen diğer bir honnon ise norepinefrin ya da diğer adıyla noradrenalindir. Kan damarlarının büzülmesine yol açarak kan basıncını arttırır. Yaşanılan stres yaratan bir durumla ilgili metabolizmanın baş etme anlamında hazır olmasını sağlar.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları