Türkiye’de Türkçe Kullanamamak

Dil, bir toplumun ve kültürün bütünlüğünü ve devamlılığını sağlayan en temel unsurlardandır. Dil, körelme ve yozlaşma yoluna girmişse, bakış açımızda ve kültürel yapımızda da aksaklık, bozulma ve hatta yozlaşma baş gösterir.

Dil – düşünce ilişkisini en iyi biçimde açıklayan düşünür Wittgenstein, dilin düşünceyi ve yaşam şeklini şekillendiren en önemli unsur olduğunu dile getirmiştir. Anadilimizi kullanış biçimimiz, düşünce yapımızı etkilediği gibi, kişisel gelişmişlik seviyemizi de gösteren önemli bir araçtır. Bu yolda iyi bir üniversiteden mezun olmak tek başına asla yeterli olmaz. Şüphesiz ki kitap okumanın en gözle görülür faydası dil kullanımında açığa çıkar.

Peki Türkçeyi Doğru Kullanıyor muyuz?

Pek sayılmaz. Türkçeyi doğru kullanamamamızın bilgisizlikten farklı görünme çabasına kadar pek çok sebebi var. Bunların en rağbet göreni maalesef “plaza Türkçesi”. Bu dili kullanmaya meyilli olanların dilimizi köreltme ve yapaylaştırma yoluna sokan bu yanlış tutumları, ne kendi kişisel duruşlarına ne de toplumsal gelişimimize katkı sağlar. Türkçesi varken kullanılan yabancı kelimeler, dilde kirliğe yol açar. Bu kelimelerden bazılarını sizler için derledik

adapte olmak – uyum sağlamak
ekarte etmek – saf dışı bırakmak
elimine etmek – elemek
refüze etmek – reddetmek
tolere etmek – hoşgörmek
anksiyete – kaygı, tasa
trend – moda
popülasyon – nüfus
inovasyon – yenileşim
anekdot – kısa hikâye
argüman – tez, iddia, sav
fokus olmak – odaklanmak, dikkatini vermek
empoze etmek – dayatmak
absürt – saçma
ambiyans – ortam
lokasyon – konum
prezantasyon – sunum
dizayn – tasarım
efor – çaba, gayret
resesyon – durgunluk
tandans – eğilim
brifing – bilgilendirme
brunch – geç kahvaltı
data – veri

 

Elbette dil yozlaşması ile ilgili tek sorunumuz yabancı kelimelerin kullanım sıklığı değil. Birbirine karıştırılan ifadelere de dikkat çekmek lazım.

mütehassis (duygulanmış) – mütehassıs (uzman)
mütevazi (paralel) – mütevazı (alçak gönüllü)

Şapka meselesine gelince… Kalktı mı kalkmadı mı, kullanmak şart mı değil mi tartışıladursun, bazı kelimelerin anlamında fark yarattığı ve bilinmesi gerektiği kesin.

Şapka hangi durumlarda kullanılmasa da olur?

İnceltme ve uzatma işareti olarak kullanıldığında, şapka kelimenin anlamını etkilemez ve kullanılması elzem değildir; lâcivert ve mâvi örneklerinde görüldüğü gibi.

Fakat bazı durumlarda şapka kullanılmalıdır. Dilimize özellikle Arapça ve Farsçadan giren kelimelerde “k” ve “g”den sonra gelen ince “a” ve “u”ların üzerinde şapka kullanılır.

mahkûm, malikâne, mekân, nikâh, ordugâh, riyakâr, rüzgâr, sahtekâr, sükûn, şikâyet, tezgâh, tövbekâr, vefakâr, yadigâr, zekâ, zekât, ahkâm, bestekâr, cefakâr, dergâh, dükkân, eşkâl, fedakâr, girizgâh, güzergâh, harekât, hikâye, hizmetkâr, hükûmet, ikametgâh, imkân, inkâr, itaatkâr, kâbus, kâğıt, kâgir, karargâh, kâşif, kâtip gibi.

Şapka kullanıldığında anlamda fark oluşan kimi kelimelerde ise şapka kullanımı zorunludur ve kullanılmadığında anlam kargaşasına yol açar.

kar (yağış) – kâr (kazanç)
aşık (eklem kemiği) – âşık (vurgun, tutkun)
dahi (de, da, bile) – dâhi (olağanüstü yetenekli kimse)
hala (babanın kız kardeşi) – hâlâ (henüz)
adet (sayı) – âdet (gelenek, alışkanlık)
alem (bayrak) – âlem (dünya, evren)

Tıpkı şapka gibi, yaygın şekilde kullanım yanlışı yapılan bir diğer önemli mesele ise “î” meselesidir. Çoğu insan anlam farkına yol açan “î” yerine hatalı bir biçimde “i” harfini kullanır. Oysaki kelimenin belirtme durumu söz konusu ise “i”, sıfat hâli söz konusu ise “î” kullanılır:

fizik ilmi – ilmî tartışmalar
Atatürk’ün resmi – resmî kuruluşlar
Türk askeri – askerî okul
İslam dini – dinî bilgiler

Bunların dışında, günlük hayatta dikkat çeken belki de en önemli dil kullanım kusuru, yanlış kullanılan kelimelerdir. Bunları da yanlış ve doğru kullanımları ile buraya not edelim.

aferim – aferin
acenta – acente
adele – adale
ahçı – aşçı
aliminyum, alimünyum – alüminyum
arabeks – arabesk
assubay – astsubay
bugünki – bugünkü
ceryan – cereyan
dakka – dakika
dekarasyon – dekorasyon
dinazor -.dinozor
direk – direkt
döküman – doküman
egzos, egsoz, eksoz, egzost, eksoz – egzoz
entellektüel – entelektüel
erezyon – erozyon
espiri – espri
evraklar – evrak
fantazi – fantezi
fesetmek – feshetmek
florasan – floresan
fortmanto – portmanto
gravat – kravat
halisinasyon, halisünasyon – halüsinasyon
harfiyat – hafriyat
hukuğun – hukukun
ilizyon, ilüzyon – illüzyon
insiyatif – inisiyatif
istakoz – ıstakoz
izalasyon – izolasyon
kaparo – kapora
kapşon – kapüşon
karegrafi, kareografi – koreografi
karnıbahar – karnabahar
kilot – külot
kiprik – kirpik
kitlemek – kilitlemek
klavuz – kılavuz
kolleksiyon – koleksiyon
kollektif – kolektif
komidin – komodin
kominist – komünist
kontür, kontur – kontör
kurdela, kordale, kurdale – kurdele
küpür – kupür
küvöz – kuvöz
labaratuar, labaratuvar, laboratuar – laboratuvar
logar – rögar
mağma – magma
mahçup – mahcup
mahlukatlar – mahlukat
mahsuz, masus – mahsus
makina – makine
maktül – maktul
manüpülasyon – manipülasyon
maydonoz – maydanoz
mefta – mevta
menapoz – menopoz
menejer – menajer
meslekdaş – meslektaş
meyva – meyve
motorsiklet – motosiklet
muacir – muhacir
muaffak – muvaffak
muhattap – muhatap
mundar – murdar
münübüs – minibüs
müracat – müracaat
mürüvet, mürivet – mürüvvet
müsayit – müsait
müsbet – müspet
mütaakip – müteakip
mütahit – müteahhit
nacizane – acizane, naçizane
naturel – natürel
nisbet – nispet
orjinal – orijinal
ötenazi – ötanazi
palyanço – palyaço
panaroma – panorama
pantalon – pantolon
parağraf – paragraf
parakende – perakende
pardesü – pardösü
parende – perende
parlementer – parlamenter
parlemento – parlamento
penbe – pembe
personeller – personel
proğram – program
provakatör – provokatör
psikiyatrist – psikiyatr
radyosyon – radyasyon
restorant – restoran
sada – seda
safa – sefa
sağnak – sağanak
santranç – satranç
sarmısak – sarımsak
senle – seninle
seramoni – seremoni
seyehat – seyahat
sezeryan – sezaryen
silahşör – silahşor
siluet – silüet
soy kırımı – soykırım
statyum – stadyum
subap, supab, sibop – supap
südyen, sudyen – sütyen
şanzuman – şanzıman
şarter – şalter
şarz – şarj
şevkat – şefkat
şohben – şofben
şok olmak – şoke olmak
şöför – şoför
taşaron – taşeron
tenbel – tembel
tenbih – tembih
teravi, terevi – teravih
tesbih – tespih
tesbit – tespit
tetanoz – tetanos
tiyo – tüyo
trabzan – tırabzan
tükrük – tükürük
ultrasyon – ultrason
ünvan – unvan
vejeteryan – vejetaryen
yanlız – yalnız
yalnış – yanlış
yayınlamak – yayımlamak
Yunanlı – Yunan

Karikatür: Atilla Özer

@ Düşünce Platformu

Türkiye’de Türkçe Kullanamamak” için bir yorum

  • 30 Kasım 2017 tarihinde, saat 10:04
    Permalink

    Bir dönem, bir siyasi partinin kampanyası vardı; “Türkçe Düşün, Türkçe Sev, Umudun Türkçe Olsun” diye. Tabi yanlış hatırlamıyorsam.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir