|
Liberalizm ve Ahlak Nedir?
Ahlak felsefesi alanındaki temel tartışma konularından birisi de ahlak
ve ekonomik düzen ya da sistem arasındaki ilişkidir. Liberalizme
yöneltilen eleştirilerden birisi liberal ekonomik düzenin, yani serbest
piyasa ekonomisinin toplumda ahlaki değerleri yıprattığı, iş ahlakının
bozulmasına neden olduğu, manevi değerleri yok ederek tamamen maddiyatçı
(materyalist) bir toplum yapısı yerleştirdiğidir.
Liberalizm ve ahlak arasındaki ilişkilerde şu hususların gözden
kaçırılmaması gereklidir:
· Liberalizm, birey özgürlüklerinin önemi üzerinde duran bir doktrindir.
Liberalizm, birey özgürlüklerini ihlal edici zorlamaları ahlak-dışı
kabul eder.
· Liberalizm, ekonominin bireylerin özgür karar ve tercihleri
doğrultusunda işlemesini savunan bir doktrindir. Ancak bu devletin
piyasa ekonomisine hiçbir şekilde müdahale etmemesi demek değildir.
Liberalizm, devletin piyasa ekonomisinde oyunun kurallarını (piyasa
düzeni, mali ve parasal düzen, rekabet düzeni vs.) belirlemesini ve
ekonomiye mümkün olduğu ölçüde müdahale etmemesini savunur. Liberalizmin
ekonomik düzen modeli olan "serbest piyasa ekonomisi", başıboş piyasa
demek değildir. Liberalizmi eleştirenler bu noktada konuya farklı
yaklaşmakta ve serbest piyasa ekonomisini "laissez faire" (bırakınız
yapsınlar) ideolojisi olarak adlandırmaktadırlar.
· Liberalizm; teşebbüs, mülkiyet ve rekabet özgürlüklerinin etkin
şekilde korunmasını savunan bir doktrindir. Liberal düşünce, bu üç temel
ekonomik özgürlüğün bulunmadığı rejimlerin tamamını –totaliterizm,
otoriterizm, sosyalizm, komünizm, faşizm vs.) gayri ahlaki ekonomik
düzen ya da ekonomik sistem olarak kabul eder.
· Liberalizm ekonomik birimlerin serbestçe iktisadi faaliyette
bulunmaları sonucunda elde ettikleri kazançların kendilerine ait
olduğunu ve bireylerin kazançlarını istediği şekilde kullanabilme
özgürlüğünün bulunduğunu savunan bir doktrindir. Bireylerin kazandıkları
paraları istedikleri şekilde kullanabilme (tüketim, tasarruf ve yatırım
özgürlükleri) haklarına sahip olmaları gerekir. "Mülkiyet özgürlüğü",
liberal ekonomik düzende en kutsal hakların başında gelir.
· Liberalizmin temel kurumlarının başında "rekabet" gelir. Rekabet,
sanılanın tam aksine ahlaki bir kurumdur. Rekabetin olmadığı bir
sosyalist ya da devletçi bir ekonomik düzende kalite ve verimlilik son
derece düşük olarak gerçekleşir. Oysa piyasa ekonomisinin temel
kurumlarından birisi olan rekabet sayesinde üreticiler piyasa
ekonomisinde varlıklarını sürdürmek için daha kaliteli ve daha az
maliyetli mal ve hizmet sunmaya özen gösterirler. Piyasa ekonomisinde
devletin temel görevlerinin başında rekabet düzenini oluşturmak, yıkıcı
ve haksız rekabeti önlemek gelmektedir. Bu açıdan rekabet, iş ahlakını
bozmak yerine onu tesis etmenin temel aracıdır.
· Liberalizm çalışma ahlakını da geliştiren bir ekonomik düzen
modelidir. Bireyler emeklerinin karşılığının kendilerine ait olması
halinde daha fazla çalışırlar. Her bireyin kendi özel çıkarına yönelik
olarak daha fazla çalışması ister istemez toplumun çıkarına da hizmet
etmiş olur. Liberal düşünce içerisinde formüle edilen "homo economicus"
(ekonomik insan) davranışı "görünmez el" yardımıyla başka bireylerin de
refah düzeyinin artmasına yardımcı olur. Bu açıdan bakıldığında
liberalizmin ekonomide bencilliği (egoizmi) yaygınlaştıran yönünün gayri
ahlaki değil, aksine ahlaki olduğu sonucuna varılabilir.
KAYNAK
C.C.Aktan, Ahlak ve Ahlak Felsefesi, İstanbul: ARI Düşünce ve Toplumsal
Gelişim Derneği Yayını, 1999.
|