|
Kinisizm Nedir?
Antisthenes ile Diogenes'in oluşturdukları Sokratesçi öğreti...
Sokrates'in öğrencisi Atinalı Antisthenes, bir hayli yaşlandığı sırada,
bütün dünya zevklerine ve özentili felsefelere sırt çevirmişti. Soylular
arasında ve zevkli bir ömür sürerek yaşlandığı halde birdenbire doğaya
dönmüş, doğaya uygun yaşamayı yeğlemişti. Köleler gibi giyiniyor ve “
zevk almaktansa ölmeyi yeğlerim” diyordu. Öğretmeninden öğrendiği erdem
anlayışını herkesin anlayabileceği bir dille anlatmaya başlamıştı. Her
türlü mal ve mülk edinmeye, kölelik ve aile kurumlarına, din inançlarına
karşı çıkıyor ve çevresindekilere iyilik öğütleri veriyordu.
Gerçekleştirmek istediği, bir çeşit çilecilikle insanın tam
bağımsızlığını kazanabileceği ve böylelikle mutluluğa kavuşabileceği
düşüncesini okullaştırmaktı. Antisthenes'e göre insanın ereği
mutluluktur, mutluluk da her türlü bağdan kurtulmuş içsel bir özgürlükle
gerçekleşir. İstenilecek tek şey erdem, kaçınılacak tek şey
erdemsizliktir. Gerçek erdem, insanın hiçbir değere bağlı ve tutsak
olmamasıyla elde edilir. Bunu sağlamak için de insanın bütün
tutkularından sıyrılması gerekir.
Öğretiye köpeksi adının verilmesi Antisthenes'in öğrencisi Diogenes
yüzündendir. Diogenes Antisthenes'in mesihvari sözlerine uyarak her
şeyden el etek çekip bir köpek gibi yaşamaya başladı. Ölüleri gömmek
için kullanılan toprak bir kap içinde yaşıyor ve felsefesini eylemiyle
gerçekleştiriyordu. Diogenes Antisthenes'in aklından bile geçirmediği
bir biçimde bütün geleneği yadsıyarak her türlü ruhsal ve bedensel
isteklere sırt çevirmiş, kendisini doğanın içinde doğal bir varlık gibi
özgür kılmıştı. Gerçek erdeme böylesine bir özgürlükle varılabileceği
kanısındaydı.
Kinikler her türlü gelenek ve göreneğe karşı çıktıklarından kinizm
deyimi, törebilim kurallarını hor görme ırası anlamında da
kullanılmıştır. Bu anlamda utanmazlık demektir.
Kinizm, Sokratesçi bir okuldur. Antisthenes da Sokrates gibi töresel bir
amaca yönelmeyen bilimleri küçümser, erdemin bilgiyle elde
edilebileceğini savunur, yaşamın amacı olan mutluluğu erdemlilikte
bulur.
Konseptualizm: Adcılık ve gerçekçiliğe karşı olarak, kavramların genel
düşüncelerden ibaret bulunduğunu ve bunların gerçek olduklarını savunmak
kadar gerçek olmadıklarını savunmanın da yersiz olduğunu ileri süren
Fransız düşünürü Abaelardus'un uzlaştırıcı öğretisi...
Realistler, metafizik tutumlarına uygun olarak genel kavramların gerçek
olduğunu ileri sürmüşlerdi. Adcılarsa genel kavramların sadece birer
sözden ibaret olduğunu ileri sürerek gerçek olmadıklarını
savunuyorlardı. Ortaçağın aydın bilgini Petrus Abaelardus, kavramcılık
öğretisiyle, bu çatışmayı uyuşturmaya çalıştı. Tartışma beyhudedir,
diyordu, kavramlar elbette gerçek değildirler, ama gerçekliklerden
çıkarıldıkları için gene elbette bir gerçeklik taşımaktadırlar. Bunlar,
adı üstünde, kavramdırlar ve bunların bu anlamda gerçekliklerini
tartışmak yersizdir. Kavramların elbette nesne ve eylemlerden bağımsız
olarak birer varlıkları yoktur, ama nesnel gerçeklik bilgisinin özel bir
biçimidirler, bizler onlarsız (nesne ve eylemlerden soyutlanmış genel
kavramlar olmaksızın) nesnel gerçekliği bilip tanıyamayız. Tümeller ne
nesneden önce, ne de sonradırlar, nesnenin kendisidirler. Abaelardus bu
savıyla açıkça adcılara katılmakta , ne var ki onlardan biraz farklı
olarak tümellerin ya da önsel genel kavramların nesnel gerçekliğin
kavranmasında temel öğeler olduklarını ileri sürmektedir. Adcılığın
geliştiricisi Oscam'lı William da Abaelardus'un bu savına katıldığından
kavramcılık öğretisine son dönem adcılığı adı da verilir.
|