|
Jamblichos (Jamblikos)
Kimdir? (Tahminen 270 - 330)
Kendisinden kalan birkaç parça dokümanda, onun felsefesinin tam
anlamıyla hayalci birtakım görüşlere dayandığını görüyoruz. Bu
dokümanlarda Jamblichos, görülen şeylerden çok görülmeyen şeylerden,
meleklerden, şeytanlardan, daimonlardan... söz eder. Onun öğrencileri
Jamblichos'a "Kutsal" unvanı vermiş ve hocalarına mucizeler yüklemiştir.
Sonraki gelişiminde Yeni Eflatunculuk tümüyle efsaneye dönüşmüştür. Yani
bu felsefe bir süre sonra çeşitli ulusların çeşitli zamanlarda
inandıkları bir yığın efsane ile dolu olan bir ilahiyat olmuştur.
İlkçağın son döneminde bir dinsel kaynaşma, yani çeşitli dinlerin
birbiriyle kaynaşması olayı karakteristik bir görünüm kazanmıştır. Bu
dönemde, özellikle Romalılar, şu ya da bu dindeki Tanrıların reel bir
varlığa sahip olduklarına inanıyorlardı. Bu arada bu Tanrıların güçlü ya
da güçsüz oldukları da benimseme görüyordu. O kadar ki bilinmeyen
Tanrıların sayısının bilinen Tanrılardan fazla olduğu söyleniyordu.
Nitekim bu dönemde yazılmış olan bir Hıristiyan eserinden öğrendiğimize
göre Atina'da bir tapınma yeri yapılmış ve üzerine de "Bilinmeyen
Tanrı İçin" yazısı yazılmıştır. Bu dönemde, Tanrıların bedenine
inanıldığı için, Tanrılara saygıda kusur olmasın diye, bilinmeyen
Tanrılara ayrılmış tapınakların yalnız Atina'da değil, hemen her yerde
kurulmuş olduğunu düşünebiliriz. Sayısız Tanrıları kapsayan bir
Panteon'da ilahiyat biliminin oluşması doğaldır.
Bu dönemde ilahiyat için en temel ortam görevini Yeni Eflatunculuk
üstlenmiştir. Yeni Eflatunculuğun kendisinin de sonunda bir ilahiyat
şekline geldiğini biliyoruz. Tüm dinlerin birbiri içine girdiği İlkçağın
son dönemi, sayısız Tanrılardan oluşan Panteon'un başına, en yüksek
Tanrı olarak, Yeni Eflatunculuğun "Bir"ini. koymuştur.
Bu dönemin çok Tanrıcılık (politeizm) akımı yönünden dikkat çekici ismi
imparator Julianus Apostata'dır. Konstantin M.S. 300 yıllarında
Hıristiyanlığı resmen tanıdı. Fakat onun yeğeni ve de kendisine Roma
tahtında halef olan Julianus, can çekişen Roma dinini yeniden
canlandırma girişiminde bulunmuştur.
Bunun için Hıristiyanlığın yayılmasına engel olmak istemiş, bu yönde
pekçok önlemlere başvurmuştur. Bu nedenle kendisine "apostata Murted"
denilen Julianus, teorik alanda Yeni Eflatunculuk sistemine dayanır.
Felsefî söylevlerinde Jullianus'u, hocası, Jamblikos'a bağlı bir öğrenci
olarak görüyoruz, onda da karışık bir teolojiye rastlıyoruz.
Yeni Eflatunculuğa dayanarak Hıristiyanlığın karşısına çıkmak isteyen
Roma dini başarısızlığa uğradı. Çünkü Yeni Eflatunculuk daha çok
bilginlere, aydınlara seslenen bir dünya görüşü sunuyordu. Bu felsefe
sistemi bir yandan kurgucu bir hayal gücünün, öte yandan skolastik bir
zekanın ürünüdür. Yani bu felsefe içinde; bir kavramlar sistemi, bu
kavramlar sistemi ile ilişkilendirilen ve hayalciliğin ürünü yapılan
Tanrı kurguları yan yana bulunurlar.
Yeni Eflatunculuğun son dönemlerinin dikkat çeken temsilcilerinden biri,
tam ve mükemmel matematikçi olan Proklos'tur.
|