|
İnternet ve Sosyal Sapma Nedir?
İNTERNET KAFELER, GENÇLİK ve SOSYAL SAPMA
Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz YILDIZ
Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji
Bölümü-21280-Diyarbakır
Tlf:0.412.2488550 / 3046(iş)
mcyildiz@dicle.edu.tr
Kenan BÖLÜKBAŞ
Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı
Yüksek Lisans Öğrencisi-Prodüktör, TRT Diyarbakır Bölge
Müdürlüğü-Ofis-Diyarbakır
Tlf:0.412.2248989(iş)
kbolukbas@hotmail.com
İnternetin toplum bazında yaygınlaşmasını sağlayan önemli unsurlardan
birisi internet kafelerdir. İnternet kafeler, bilgisayar ve internet
bağlantısı olmayan kişiler için önemli bir mekan konumundadır. Bu
mekanlar, kişilerin teknolojiden yararlanmalarında önemli bir işlev
görürken, gençlerin toplumsal sapma göstermelerine de neden
olabilmektedir. Bu çalışmada, internet kafelerin, gençliğin sosyal
sapmasındaki yeri ele alınacak, yapılan uygulamalı araştırma
sonuçlarından yola çıkılmak suretiyle, birtakım genellemelere ulaşılmaya
gayret edilecektir.
Türkiye’de, ilk olarak üniversitelerde yaygınlaşan internet, daha sonra
işyerlerine ve evlere girmiştir. Kullanıcı kitlesinin genişlemesi ise,
internet kafeler sayesinde olmuştur. Daha önce bilgisayar ve interneti
hiç kullanmayan geniş bir kesim, internet kafeler sayesinde sanal dünya
ile tanışmıştır. İnternet kafeler; saat üzerinden kiralama sistemi ile
çalışan, ev ya da işyerinde internet erişimine sahip olmayan kişilere,
internet ve bilgisayarı kullanma olanağı sunan mekanlardır. İnternet ve
bilgisayar teknolojisinin yüksek maliyeti ve internet kafelerin
kullandığı teknolojik avantajlar değerlendirildiğinde, bu mekanlar,
bahsedilen altyapıya sahip olmayan kişiler için, anlamlı bir tercih
olarak görülebilmektedir.
Genel olarak internet kafe; içinde internet bağlantılı bilgisayarları
olan, içecek ve yiyecek servisi de yapılan, modern dinlenme ve öğrenme
mekanları olarak tarif edilebilir. Bu mekanlarda, internet kullanımının
yanı sıra, bilgisayarlarda oyun oynama, yazıcıdan çıktı alma ve temel
bilgisayar kullanımı hizmetleri de verilebilmektedir.
İnternet kafeler, ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya
çıkmıştır (www.ttnet.net.tr). İnternet kafeler; insanların bilgisayar
kullanma ihtiyaçlarını; evlerinin ve ofislerinin dışında, sokakta temin
edebilmelerini ve adrese bağımlı olmadan, hemen her köşe başında hizmeti
kiralayarak, daha düşük maliyetlerle ve konforlu olarak almasını
sağlamıştır. Zaman içinde, kafe kavramı, “bilgisayar salonları” olarak
adlandırabileceğimiz bu mekanlara girmiş ve sosyal bir anlam
yüklenmiştir. Hizmet çeşitliliği, her geçen gün, gerek donanım gerekse
sosyal olarak sürekli artmıştır. Bu nedenle internet kafeler, sadece
bilgisayar ve internet mekanı olmaktan çıkmış, bir çok etkinliğin
sunulduğu son derece renkli, sosyal ortamlar haline gelmişlerdir.
İnternetin çok hızlı geliştiği ülkelerden biri olan Türkiye’de, kayıtlı
internet abonesi sayısının 2.5-3 milyon civarında olduğu sanılmaktadır.
Kayıtlı kullanıcıların yanı sıra, işyeri ve internet kafe gibi
mekanlardaki kullanım da dikkate alındığında, internetteki Türk
nüfusunun 4 milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir. İnternet
kullanımında önemli bir yer tutan internet kafelerin sayıları tam olarak
bilinememekle birlikte, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 24.12.2001 tarihli
belgesine göre, yasal olarak faaliyet gösteren internet kafe sayısı
5.374’dür (EGM,2001). Ancak, kayıtlı bulunmayan internet kafelerin
varlığı da göz önüne alındığında, bu rakamın iki katına yükselmesi
sözkonusu olabilmektedir.
İnternet kafeler, mekanın kullanım amacına bağlı olarak
farklılaşabilmektedir. Bu mekanlar; oyun oynananlar, internet erişimi
için kullanılanlar ve her ikisi için de kullanılanlar olarak
ayrılabilir. İnternet kafelerin, arz-talep olgusuna göre çalışan ticari
işletmeler oldukları düşünüldüğünde, internet kafe işletmecilerinin bu
taleplerden etkilenmeleri de beklenilen bir durumdur.
İnternet kafelere devam edenlerin büyük bir kısmının gençlerden oluştuğu
yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. İnternet kafe müdavimlerinin,
yasal olarak 15 yaşın altında olmaları, yasal açıdan olası değilken, bu
kurala çoğu zaman uyulmadığı dikkat çekmektedir.
3
Çocuk yaşta sayılabilen ve yasalar gereği, internet kafelere girişleri
yasaklanmış olan 11-15 yaş dilimindekiler de önemli bir orana (%14.7)
sahiptir. İnternet kafe kullanıcılarının büyük çoğunluğunun (%94.7), yaş
dilimi itibariyle, 30 yaş altındaki çocuk-gençlerden (Bölükbaş,2003,57)
oluştuğu dikkat çekmektedir.
İnternet kafeleri, genelde 15-25 yaş dilimindeki çocuk-gençlerin tercih
ediyor olması, bilgisayara ve internete olan ilginin, gençler arasında
daha yoğun olduğunun göstergesi olarak ele alınabilir. İnternet kafeler,
“boş zaman geçirme mekanı” olarak düşünüldüğünde, bu sonucun çıkması
doğaldır. İnternet kafeler; tıpkı bilardo salonları, pastaneler, kafeler
gibi boş zamanların değerlendirildiği mekanlar olarak işlev
görmektedirler. Ayrıca, belli bir bilgi düzeyi gerektiren internete,
yeni teknolojilere, ileri yaştaki bireylere göre daha çabuk uyum
sağlayan çocuk-gençlerin yoğun ilgi göstermesi anlaşılabilir bir
durumdur.
Sapma; “doğru, gerekli veya iyi olandan sapma; normdan, normalden,
kültürel açıdan kabul edilebilir olandan ayrılma”(Budak,2000,657)
biçiminde tanımlanırken, sosyal sapma ise; “bir toplumda, sosyal kabul
görmüş ve yaşama tarzının parçası olmuş değer hükümlerinden ve
davranışlardan uzaklaşma” (Erkal-Baloğlu-Baloğlu,1997,256) olarak tarif
edilebilir. İnternet kafeler, faydalı birçok amaç için kullanılabileceği
gibi, kişilerin bu mekanlar vasıtasıyla sapma göstermeleri, yani,
toplumsal açıdan kabul görmüş değer ve normlardan uzaklaşmaları da
sözkonusu olabilmektedir.
İnternet vasıtasıyla gençlerin sapma davranış göstermeleri sözkonusu
olduğunda, ilk akla gelen konulardan birisi cinsellik-pornografi
olmaktadır. Günlük yaşamda karşılığı olmayan bazı güdülerin giderilmesi,
sanal dünya kullanılmak suretiyle gerçekleşebilir. Bu güdülerden en
ağırlıklı olanı cinselliktir. Bahsedilen güdünün bastırılmışlık oranına
göre, internet ortamında cinsellikle ilgilenmenin azalması-artması
sözkonusu olabilmektedir.
İnternet kafeye devam edenlerin, buradaki aktivitelerine bakılacak
olursa; %12’sinin erotik sitelere girdiği dikkat çekmektedir (Bölükbaş,2003,77).
Ancak, yapılan gözlemlerde, bu oranın çok daha üzerinde kullanıcının,
pornografik siteleri ziyaret ettiği görülmektedir. İnternette önemli bir
yer işgal eden erotizm-pornografi siteleri, her türlü sapkınlığa, sömürü
ve istismara açık; cinsel şiddet, taciz, ensest ilişkiler, çocuk
pornosu, teşhircilik ve sapıklık gibi birçok olumsuz unsuru
sergilemektedir.
Yapılan araştırmalara göre, internet kullanıcılarının %15'inin, seks
içerikli chat odalarını ve porno sitelerini ziyaret ettiği tespit
edilmiştir. İnterneti seks amaçlı kullananların %9'u ise, ekran
karşısında haftada 11 saatten fazla zaman geçirmektedir (www.nethaber.com).
İnternet kafede, porno sitelerini ziyaret edenlerin oranı %14.3 olarak
tespit edilmiştir (Kuloğlu,2001). Sanıldığından çok daha fazla insan,
internet yoluyla bir tür seks bağımlısı haline gelmektedir.
Kullanıcılar, günlerinin daha fazla bir bölümünü seks sitelerini gezerek
ya da chat yoluyla seks yaparak geçirmektedirler (Kuloğlu,2001).
Erotik ve pornografik sayfalara bağımlılık, genellikle erkeklerde
görülmektedir. Pornografik sayfaları ziyaret edenlerin yaklaşık %85'inin
erkek olduğu tahmin edilmektedir. %15’lik kesimi oluşturan kadın
kullanıcıların internette seksi tercih etmesinin temel nedeninin,
belirsiz kimlik olduğu düşünülmektedir. Kadınlar, tanımadıkları ve
kendilerini tanımayan biriyle heyecan yaşamanın büyüsüne kapılıyor
olabilirler (Kuloğlu,2001).
4
Çocukların, gençlerin internette pornografi, müstehcenlik içeren
sitelere girmelerine ek olarak, yaygın olan bir aktivite de cinselliğin
ağır bastığı chat’ler olmaktadır. Kişi, -bilinen anlamıyla- görmediği ve
tanımadığı birisiyle, cinsellik konusunda merak ettiği konularda rahatça
konuşma olanağı sunmasından dolayı, chat’te cinsel konulara ağırlık
vermeyi tercih edebilir. Chat odalarında, karşı cins arayışı içindeki
bekar erkek kullanıcıların, toplum tarafından bastırılmış olan cinsellik
duygularını tatmin etmek için, interneti sıklıkla kullandıkları
düşünülmektedir.
Türkiye’deki chat kanallarını, dünya kanallarından ayıran en büyük
özellik, küfürleşmenin çok yaygın bir şekilde yaşanmasıdır. Toplumda
iletişimsizlik arttıkça, chat yapan internet kullanıcılarının da sayısı
artmaktadır. Türkiye’de, %90 gibi önemli bir çoğunluk, karşı cinsle
konuşabilmek için chat yapmaktadır (Ayaz,2001,76).
İnternet kullanıcılarının %66’sının chat yaptığı ve bunların %94.7’sinin
erkek olduğu düşünülürse (Bölükbaş,2003,110), chat yapanların büyük
çoğunluğunun karşı cinsle, yani bayanlarla arkadaşlık kurmak için
interneti kullandığı söylenebilir.
Chat'te karşı cins arayışı içinde olanlar, genellikle flörtün yasak ve
hoş karşılanmadığı sosyo-ekonomik bölgelerde oturanlardan oluşmaktadır.
Bu kişiler flörtü, internet ve chat'te yaşamaktadırlar. Çekingen,
kendine güvensiz, medeni cesaretleri yeterli olmayan kişiler, chat’e
daha çok yönelmektedirler (Zaman,18.12.2000).
Chat odalarında sanal seks yapan kullanıcıların internette kalma
süreleri, diğer kullanıcılardan genellikle fazladır ve bu nedenle
evdeki, işteki, okuldaki sorumluluklarını ihmal ettikleri söylenebilir.
Bunun yanında, diğer kullanıcılar ve aile üyelerinden, kafeye ödenen
ücretler saklanabilir, yalan söylenebilir.
İnternet kafeler, kadın pazarlayan kişiler için önemli bir merkez
konumunda görülebilmektedir. Diyarbakır’daki internet kafe sahipleriyle
yapılan enformel görüşmelerde, üstü kapalı da olsa, bu konuya vurgu
yapılmıştır.
Normal yaşamda olduğu gibi chat'te de seks yaşanabilmektedir. Chat’te
online seks yapılarak, benzer türden telefon seksi gibi bir deneyim
yaşanmaktadır. Ankete katılanların yaklaşık 1/10’unun, online seks
yaptıklarını söylemeleri, kadın pazarlama olgusunun varlığıyla ilgili
bir delil olarak ele alınabilir (Bölükbaş,2003,133). Ayrı bir
araştırmada, chat'te seks yaşayanların oranı erkeklerde %13, kadınlarda
ise %17 oranındadır. Bu oranların daha yüksek olma olasılığı vardır.
Çünkü, kafe ortamından kaynaklanan sorunlar nedeniyle, bu soruya doğru
yanıt verilmeyebilmektedir (Araç,2001). Bazı internet kafe sahipleri,
genel olarak, kadın pazarlama olgusunun, kendi işyerlerinde olmadığını,
ancak, bazı kafelerde olduğuna dair duyumlar aldıklarını dile
getirmişlerdir.
Günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde, bazı
kişiler için “bağımlılığa” dönüşmüş durumdadır. Birçok kişi, gerçek
dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı sanal dünyada
yaşamaktadır. İnternet bağımlılarına yardımcı olmak için kurulmuş web
siteleri bile bulunmaktadır. İnternet bağımlılığı; genel olarak
internet’in aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi, internet’e
bağlı olmadan geçen zamanın önemsiz görülmesi, yoksun kalındığında ise,
aşırı sinirlilik hali ve saldırgan olunması durumu olarak
tanımlanabilir.
5
Bağımlılığı meydana getiren; bilgisayar, internet ve sanal dünyanın
karşı konulmaz çekiciliğidir. İnternet kafeler, bu olanakların tümünü
birden kişilere sunarak, bağımlılığı mekansal bir temele
taşımaktadırlar. Gerçek dünyadan uzaklaşan bireyler, sanal dünyadaki
gerçek olmayan faaliyetler ve ilişkiler içerisine girerek toplumdan
soyutlanmakta, bilgisayar ve internet bağımlısı haline gelmektedirler.
Bu, tıpkı alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığı gibi, kişileri esir
almaktadır. Genel anlamda, toplumun, teknolojik bir olgu olarak
bilgisayar ve internete olumlu bakıyor olması, bağımlılık sorununun ve
tehlikesinin göz ardı edilmesine neden olmaktadır.
Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin
hayalinin kurulması, internet kullanımının artan oranlarda devam etmesi,
internette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi, internet yüzünden
işteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi ya da sosyal ilişkilerde
kopma yaşanması, internet kullanımı hakkında aile ya da arkadaşlara
yalan söylenmesi, internetin günlük hayattaki problemlerden kaçmak için
bir araç olarak kullanılması internet bağımlılığının tipik davranışları
olarak görülmektedir (Kuloğlu,2001,27).
Avrupa Birliği araştırmasında, günde 4 saatten fazla internet
kullanımının, bağımlılık etkisi meydana getirdiği belirtilmektedir. Bu
araştırma sonuçları dikkate alındığında, internet kafe kullanıcılarının
%14’ünün (Bölükbaş,2003,87) potansiyel internet bağımlısı oldukları
söylenebilir. İnternet kullanıcılarının; yaşadıkları ülke, şehir veya
sahip oldukları toplumsal statüye göre, bağımlılık oranlarının
değişebilmesi sözkonusudur (Esgin,2000).
Günde iki saatten az bir vakit alması kaydıyla; bilgi almak, e-mail
göndermek ve gelen e-mail’leri okumak için internete bağlanılıyorsa,
endişe edecek bir durum yoktur. Ancak, internet üzerinde harcanan zaman,
haftada toplam 18 saatten fazla ise kişi, “internet bağımlılığı” riski
taşıyan insanlar grubuna girmektedir (Çankırılı,2001).
Yapılan araştırmaya göre, haftada 20 saat ve üzerinde internet’e
bağlanan %23.3’lük grubun internet bağımlılığı riskiyle karşı karşıya
olduğu söylenebilir. İnternet kullanıcılarının %18’i, kendilerini
internet bağımlısı olarak görmektedir (Bölükbaş,2003,88&102).
İnternet kafelere devam eden gençleri bekleyen önemli “tuzak”lardan
birisi de kumardır. Gençler, ilk olarak tanıştıkları bu ortamın
etkisinde kalabilmekte ve bu alışkanlığı devam ettirme yönünde davranış
sergileyebilmektedirler.
İnternette kumar oynadığını belirten kullanıcıların oranı %6.6’dır (Bölükbaş,2003,80).
Kazı kazan, sayısal loto, at yarışları gibi oyunlarla başlayan kumar
tutkusu, son zamanlarda internet üzerinden ulaşılan kumar siteleriyle,
yeni bir boyut kazanmıştır. Bu alanın tamamen denetimsiz oluşu, söz
konusu sitelere olan talebi artırmaktadır.
İnternet kullanımı, kumar oynama alışkanlığında olduğu gibi, bir
bağımlılık olarak ele alındığında (Hürriyet,24.12.1998), internette
kumar oynama, daha farklı ve güçlü bir bağımlılık oluşturmakta ve
gençlerin, erken zamanlarda bir sapma davranışı içine girmesine neden
olmaktadır.
Bireyin gerçekleştirdiği sosyal ilişki düzeyinin, gerçekleştirmek
istediği düzeyden düşük olması olarak ifade edilen asosyalleşme (Giddens,2000,25),
internet kafeye devam eden gençleri etkileyen olumsuz bir durumdur.
6
Chat, asosyal kalıplara giren insanların kabul gördüğü bir dünya olarak
görülebilir. Asosyal tipteki kullanıcıların çoğunluğu, kurdukları
ilişkilerin chat’te kalmasını istemektedir. Bu durum tehlikelidir.
Çünkü, kullanıcı gerçek hayattan daha fazla kopmakta ve bu sanal dünya,
onlara daha bir yeter olmaktadır. Bir araştırmaya göre
(Araç,2001,24-38), erkek ve kadın kullanıcıların %90'ı, “eski sosyal
çevreme gereksinimim kalmadı” demektedir.
1996 yılında, Amerika’da yapılan bir araştırmanın sonuçları, “internet
insanı kalabalıkta yalnız hale getiriyor” varsayımını destekler şekilde
çıkmıştır. Buna göre; internet kullanma süresi arttıkça kullanıcılar,
sosyal hayattaki insanlarla daha az ilişkiye girmekte ve bu da
beraberinde sosyal izolasyonu getirmekte, kullanıcıların; ailelerine,
arkadaşlarına ve alışveriş yapmaya ayırdıkları zaman azalmaktadır.
İnternet kullanıcıları; arkadaşlarıyla ve aileleriyle ev dışında
birlikte olmayı azaltmakta, evde çalışmaya daha fazla zaman ayırmakta,
aileleriyle ve arkadaşlarıyla e-posta yoluyla görüşmektedirler
(Kuloğlu,2001,36). 1998 yılı Ağustos ayında, Carniege Mellon
Üniversitesi tarafından yapılan çalışma sonunda hazırlanan rapora göre (Gürçay-Kümbül,2001),
zamanının büyük kısmını internette sörf için harcayanlar, harcamayanlara
göre daha yalnız ve depresiftirler.
İnternet kafelere devam eden gençleri tehdit eden önemli unsurlardan
birisi de, zamanın boş yere harcanması ya da zamanın nasıl geçtiğinin
fark edilmemesidir. Bağlandıktan sonra zamanı unutmak ve daha az
internette kalmayı düşünmek, ancak, bunu başaramamak, internet
bağımlıların tipik davranışlarından birisidir. İnternet merakı
nedeniyle, kullanıcıların %67.3’ü (Bölükbaş,2003,90), zamanının büyük
bir kısmını ekran başında geçirmektedir. İnternete bağlı kalmanın dozu
arttığında, iş ve okul hayatında verimlilik düşmekte, aile ve iş
yaşamında çok çeşitli sorunlar meydana gelebilmektedir.
Zamanın bollaşması, yeni insan tipine, internet dünyasında; boş
zamanlarında sıkılmayı ve mutsuz olmayı düşündürmeyecek olanaklar
sunmaktadır (www.angelfire.com). Yapılan araştırmada (Bölükbaş,2003,90),
planladıklarından daha fazla zaman geçiren internet kullanıcılarının
oranı %67.3’tür. Bu oran, internet kullanıcılarının, internete girdikten
sonra zaman kavramını unuttuklarını gösteren anlamlı bir durum olabilir.
Aşırı para harcama da, internet kafelere devam edenleri tehdit eden bir
olgu olmaktadır. Gençler; chat yapma, internette sörf yapma, oyun oynama
vs. aktivitelerini devam ettirirken, zamanın nasıl geçtiğini fark
edemeyebilmektedirler. Bu durumda, gençler, ailelerinden aldıkları ya da
kendilerinin kazanmış oldukları paranın tamamını ya da önemli bir
kısmını internet kafelere ödemek zorunda kalabilmektedirler.
Chat dünyasında kimlikler “kaygan” ve “değişken”dir. Sanal cemaatlerde
“güvenilirlik” son derece azdır ve sanal topluluklar, “yabancılaşma”nın
artmasında önemli bir rol oynamaktadırlar (www.isguc.org). Hayatın başka
hiçbir alanında kendini gerçekleştirme şansı bulamayan birey, “her
istediğini yapabildiği” internette, yaşamındaki bu büyük çelişkiyi de
törpülemektedir. Yeni arkadaşlıklar, yeni “ortam”lar, yeni bir dünya ve
yeni bir yaşamla karşı karşıya olduğu varsayılmaktadır. Kişinin bütün
bunların hiçbirine, bir an bile olsun aşırı bağlanmak gibi bir
zorunluluğu yoktur. İstediği zaman her şeyi silebilir ve yeni bir
yaşamla tekrar “oyun”a başlayabilir.
“Yalan” kavramı, kullanıcıların chat’le ilgili olarak değindikleri en
önemli konudur. Araştırmaya katılan internet kullanıcıları, chat’te
kişilerin olduklarından farklı bir kişilik ve görüntü ortaya
koyduklarını ifade etmektedirler (Bölükbaş,2003,115). Chat yapan kişi,
chat7 yoluyla görüştüğü kişinin, olduğu gibi davranmayıp yalan
söylediğini düşünmekte, karşısındaki kişinin verdiği bilgilerin
doğruluğuna güvenmemekte ve karşıdaki doğru söylese bile, yalana
başvurmaktadır.
İrtibat kuracağı arkadaşı seçmesi, istediği kimlikle ortaya çıkması ve
bu ortamlara uygun tavırlar geliştirme olanağı sunması, chat’i, kişinin
gözünde daha da büyütebilir ve bu durum, yaşamın ayrılmaz bir parçası
olarak algılanabilir (Yıldız,2003). Bir araştırmaya göre (Kuloğlu,2001),
chat sırasında kadınların %52'si, erkeklerin ise %30.2'si kimliğini
gizlemektedir. Kullanıcıların yaklaşık yarısı kimliğini saklamaktadır.
Bu, chat ortamındaki kullanıcıların önemli bir kısmının, sohbetlerinde
“yalan”a başvurduklarını göstermektedir.
Chat ortamının, dile getirilen düşüncelerin kullanıcı kişi açısından bir
sorumluluk gerektirmemesi, o kimliğe ait eylemlere muhatap olanlar
açısından “güvensizlik” oluşturmaktadır (Yıldız-Bölükbaş,2002).
Kullanıcıların chat’te yalan söyleme biçimi incelendiğinde, kişilerin
karşısındakilerin tavırlarından önemli düzeyde etkilendikleri ifade
edilebilir. Sanal dünyadaki sohbetler esnasında oluşan kişiliklerin,
çoğu zaman, sosyal hayatta “ideal” diye tanımlanan prototiplerden
oluştuğu da söylenebilir.
İnternet kullanıcılarının, zamanlarının çok önemli bir kısmını internet
kafelerde geçirmeye başlaması, onların sosyal hayattan kopuş süreçlerini
başlatabilmekte, sanal dünya ve chat arkadaşlıkları, kişinin hayal
dünyasında yaşaması ve hayatın gerçeklerinden kaçması için zemin
oluşturabilmektedir. Gerçek yaşamdaki gündelik ilişkilerde güven;
açıklık, samimiyet ve şeffaflık ile sağlanırken, sanal ilişkilerde
güven; kapalılık, gizlilik, kendini saklama, hatta yalan ile
sağlanmaktadır.
İnternet ve chat, bir yandan sorunları, korkuları paylaşmaya yardımcı
olurken, bir yandan da sorunlardan ve gerçek dünyadan kaçmanın bir aracı
olmaktadır. Üstelik bu durum, yeni sorunları da beraberinde
getirmektedir. Sorunlu evliliklerde, eşleri daha çok soruna boğarken,
gençlerde de istenmeyen etkilere, okul yaşamında başarısızlıklara neden
olmaktadır (www.istabip.org.tr).
İnternet kullanıcılarının internetteki arkadaşlarının, gerçek hayattaki
arkadaşları ve ailesinin yerini alması, internet bağımlılığının en
önemli belirtilerinden biri olarak kabul edilebilir. Bağımlılar, sanal
dostlarıyla online sohbet etmeyi, örneğin; arkadaş, aile veya
sevgilileriyle sinemaya gitmeye tercih edebilirler. Bu süreç, boşanma,
aile içi huzursuzluk ve arkadaşlardan uzaklaşma ile sonuçlanabilir.
İnternet ve chat yapanları, bu faaliyeti yapmayanlardan ayıran şey,
kişinin sanal ortamda kendini tamamen özgür hissetmesidir. İnternet
kullanıcıları, internette, sınırların kaybolduğu düşüncesine
kapılmaktadırlar. Bunlar, kendilerine sunulan sınırsız, yasaksız,
baskısız sanal dünyanın olanakları karşısında, gerçeklikten uzak, ancak,
sanal bir özgürlük duygusu yaşamaktadırlar.
İnternet kafeye devam eden ve kendine göre yeni bir “sanal aile” edinen
kişi için, aile yaşamının önemsizleşmesi ve sonucunda, daha büyük
sorunların yaşanması söz konusudur. Evli ya da bekar olma, kişinin
davranış ve tavırlarının nispeten değişimi sonucunu doğurabilir. Bekar
olan kişi, üzerindeki sorumluluğun evli kişilere göre az olmasından
dolayı, daha rahat hareket edebilir.
Yapılan araştırmada, internete her gün bağlananlar, evlilerde %38.5
iken, bu oran bekarlarda %35 olmuştur (Bölükbaş,2003,85). Evli
kullanıcıların internete daha sık bağlanmalarında, bekarlara göre daha
fazla ekonomik özgürlüğe sahip olmalarının etkisi olabilir. Bunun
yanında, evli kullanıcıların interneti, evlilik yaşamlarındaki
sorunlardan, sorumluluklardan kaçış yolu olarak görmeleri de olasıdır.
Başka bir araştırmada ise (Kuloğlu,2001), internete her gün bağlanan
evli kullanıcıların oranı %3.3’tür.
Anne baba ile duygusal bağları zayıf, aile içinde kendilerini değerli
hissetmeyen, okul başarısı düşük çocuklar ve gençlerin, sokak yerine
internet kafelere gitme olasılığı yüksektir. Bilgisayar kullanmayı
bilmeyen çoğu anne baba, derslerine yardımcı olacağı düşüncesiyle,
çocuğunun internet kafelere gitmesini destekleyebilmektedir.
İnternet kafelerin, daha çok eğlence mekanı olarak algılandığı
söylenebilir. Bu mekanlar ifade edilirken, “internet evi” ya da daha
başka bir isim kullanılmaması, bunun yerine “internet kafe” biçiminde,
daha çok eğlence içeren bir kavramın tercih edilmesi, bu mekanlara
bakışın bir göstergesi olarak ele alınabilir.
İnternet kafeler, kahvehane kültürünün bir devamı olarak görülebilmekte
ve bu nedenle toplumda, daha çok “erkek egemen mekanlar” olarak
algılanmaktadır. Kadın internet kafe müdaviminin çok fazla olmaması, bu
düşüncenin bir göstergesi olarak ele alınabilir. İnternet kafeler, zaman
içinde ortak arkadaş gruplarının bir araya geldiği, yeni arkadaşlıkların
kurulduğu mekanlar haline gelmiştir. Yani internet kafelerin ülkemizdeki
yapısı, bir anlamıyla “kıraathane” statüsünde değerlendirilebilir.
KAYNAKLAR
ARAÇ, Tuğba (2001); IRC Farklı Bir Sosyalite Mi?, (Basılmamış Yüksek
Lisans Tezi), Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul.
AYAZ, Mahmut (2001); Chat Geyikleri, Kora Yayın, İstanbul.
BÖLÜKBAŞ, Kenan (2003): İnternet Cafeler ve İnternet Bağımlılığı Üzerine
Sosyolojik Bir Araştırma: Diyarbakır Örneği, (Basılmamış Yüksek Lisans
Tezi), Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim
Dalı, Diyarbakır.
BUDAK, Selçuk (2000); Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları,
Ankara.
ÇANKIRILI, Ali (2001); http://www.zaferdergisi.com/makale.asp?makale=803
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (EGM) (2001); İllere Göre Umuma Açık Yerler
İstatistiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Yayınları.
ERKAL, Mustafa-Burhan BALOĞLU-Filiz BALOĞLU (1997); Ansiklopedik
Sosyoloji Sözlüğü, Der Yayınları, İstanbul.
ESGİN, Ali (2000); “Yeni Bir Bağımlılık Türü: İnternet Kafeler ve
İşlevleri”, Bilim ve Ütopya, S: 8.
GİDDENS, Anthony (2000); Sosyoloji, (Çev: Hüseyin Özel-Cemal Güzel),
Ayraç Yayınları, Ankara.
GÜRÇAY, C.-B. KÜMBÜL (2001); “İnternet’in Sosyal ve Psikolojik
Etkileri”, Bilişim Toplumuna Giderken Psikoloji, Sosyoloji ve Hukukta
Etkiler Sempozyumu, Ankara.
HÜRRİYET, 24.12.1998.
KULOĞLU, Ceyda (2001); İnternetkafeler ve İnternet Bağımlılığı:Ankara
Örneği, (Basılmamış Lisans Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
www.isguc.org
www.istabip.org.tr
www.nethaber.com
www.ttnet.net.tr
YILDIZ, M. Cengiz-Kenan BÖLÜKBAŞ (2002); “Sanal Sohbet: Chat”,
Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.e-sosder.com), Sayı:2, Ekim
2002.
YILDIZ, M. Cengiz (2003); “Bazı Sosyal Değişkenler Açısından Chat
Olgusu”, İnternet ve Toplum Sempozyumu, Dicle Üniversitesi Hukuk
Fakültesi-Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.e-sosder.com), 18
Nisan 2003, Diyarbakır.
ZAMAN, 18.12.2000.
<
Sosyoloji Dizinine Geri Git
> Bu sayfaya ilişkin etiketler:
İnternet ve
sosyal sapma,
internet ve sosyal sapma nedir,
internet ve sosyal
sapma ne demektir,
internet ve sosyal sapma tanımı nedir,
internet ve sosyal sapma ne anlama gelir,
internet ve sosyal
sapma ne demektir,
internet ve sosyal sapma nedir,
internet ve
sosyal sapma nedir,
internet ve sosyal sapma ne demektir,
internet ve sosyal sapma hakkında,
internet ve sosyal sapma
hakkında bilgi,
internet ve sosyal sapma nedir |
|