|
İlk Arkeolojik Buluntular
Bir bilim dalı olarak arkeolojinin geçmişi çok eski değildir. Büyük
çaplı ilk kazılar 18. yüzyılda, M.S. 79'da patlayan Vezüv Yanardağı'nın
püskürttüğü lavların ve küllerin altında kalan eski Pompei ve
Herkulaneum kentlerinde yapıldı. Bu kentlerin ortaya çıkarılması, eski
Roma kentleri konusunda yeni bilgilere ulaşılmasını da sağladı.
Aynı yüzyılda İngiliz arkeolog John Frere taştan yapılmış aletler ile
soyu tükenmiş bazı hayvanların kemiklerini bir arada buldu. Frere, bu
aletleri yapmış olan insanlar ile soyu tükenmiş hayvanların aynı dönemde
yaşadıklarını gösterdi. Ama hiç kimse, dünya da on binlerce yıl önce
yaşamış insanların olabileceğine inanmak istemedi. Daha sonra bu bilgi
bilim adamlarınca da doğrulandı. Eski Mısır yazısı olan hiyeroglifin
1822'de arkeologlar ve yazı uzmanları tarafından çözülmesi, arkeoloji
için bir dönüm noktası oldu.
Hiyeroglifin çözülmesinde kilit rol oynayan Rosetta Taşı'nda aynı
sözcükler hem hiyeroglif, hem de Eski Yunan yazısı ve başka bir tür
Mısır yazısıyla yinelenmişti. Bu gelişme, çok sayıda arkeologun Mısır'a
ilgi göstermesine yol açtı. Yapılan kazılarla Eski Mısır’daki yaşama
ilişkin yeni bilgilere ulaşıldı. Arkeolojinin en önemli buluşlarından
olan Rosetta Taşı, günümüzde Londra'da British Müzesi'nde (British
Museum) sergilenmektedir.
|