|
Francis Bacon
Kimdir?
Kimi felsefe tarihçilerinin "modern felsefe"yi çoğunluk yapıldığı üzere
Descartes'la değil de kendisiyle başlattıkları, bilimsel
deneycilik düşüncesinin öncülüğünü yapmış İngiliz filozof ve denemeci.
Locke' tan Hume'a, John Stuart Mill'den Bertrand Russell'a uzanan
İngiliz deneyciliğinin kurucusu olarak görülen Francis Bacon geniş bir
yelpazeye yayılan kuramsal ve yazınsal yapıtlar üretmiştir.
Aslında Bacon bilimleri yeniden düzenlemek amacıyla Instauratio Magna
(Büyük Yenileme) Bacon'ın bu tasarısı bilimlerin yeniden
bölümlendirilmesini, yeni bir araştırma yöntemini, bilimsel
gözlemlerin ve olguların toplanmasını, yeni yöntemin örneklerini
ve bu yöntemin uygulamasından doğacak olan yeni felsefenin kendisini
açıklamaktan oluşuyordu. Ne var ki Bacon bu dev çalışmanın yalnızca kimi
parçalarını tamamlayabilmiştir. (Her ne kadar Bacon bu adı taşıyan bir
kitabı 1620 yılında çıkarmışsa da yayımlanan kitap tasarladığı dev
yapıtın yalnızca bir taslağı niteliğindeydi.) Bu parçalardan biri olan
Bilimlerin Saygınlığı ve Gelişimi (De dignitate et augmentis scientiarum,
1623) adlı çalışma İngilizce yazılmış ilk önemli felsefe yapıtı olan
Öğrenmenin İlerleyişi'nin (The Advancement of Learning, 1605)
gözden geçirilmiş bir uyarlamasıdır. Tamamlanamayan büyük çalışmanın
diğer parçalan arasında Aristotelesçiliğin egemenliğinin sona
erdirilmesi gerektiğini savunan Yeni Organon (Novum Organum, 1620)
ile kayda değer bir ütopya örneği olan Yeni Atlantis (Nova Atlantis,
1627) bulunmaktadır.
Bacon erken modern bilimin başarılarından doğan "yeni" deneyciliğin
öncülüğünü yapmıştır. Yetkelere başvurulmasına ve dolayısıyla
skolastisizme karşı çıkan Bacon, insanlığa gerekenin bilimsel bir
pratiğe dayanan yeni bir tutum ve yöntembilgisi olduğunu düşünür.
Bilgiye ulaşmanın amacı her şeyden önce insanlığın iyiliğidir. Bacon
tasarladığı bu uygulamalı bilimden dogması gereken toplumsal düzeni,
daha doğrusu varmayı umduğu toplum düzenini Yeni Atlantis adlı ütopyada
betimlemiştir. Doğa bilimlerinin yeniden düzenlenmesi üzerine pek çok
deneme yazan Bacon in bu konudaki en önemli çalışması font Yeni
Organon'dur. Adını Aristoteles'in "mantık külliyatı"ndan (Organon) atan
Yeni Organon geleneksel bilimsel araştırma yöntemlerinden kopuşun ilk
işaretlerini verir. Bu yapıt Bacon in bilimleri yeniden düzenleme
girişiminin bir parçası olarak da görülebilir. İki bölümden oluşan Yeni
Organon'un birinci bölümü tümevarım yöntemine niçin gereksinim
duyulduğunu temellendirirken, ikinci bölüm bu yöntemin
uygulamaları üzerinde yoğunlaşır. Bacon birinci bölümde kendi zamanında
yaygın olarak kabul gören Aristotelesçi a priori tümdengelimli yöntemi
reddedip insanın anlama yetisini gözlem ve deneyde temellendirmeye
girişir. Bacon'ın önerdiği seçenek açık bir biçimde a posteriori
tümevarımlı yöntemdir. Bacon'a göre ilkin doğayı deneyler aracılığıyla
gözlemleyip verileri toplamamız, ardından ne bildiğimizi
çözümlememiz ve sonunda da ulaştığımız en güvenilir doğrulara göre
hareket etmemiz gerekir. Bacon doğaya ilişkin kestirimlerde bulunma ile
doğayı yorumlamayı birbirinden ayırır: Kestirimlere inanmak için çok az
neden bulunmaktadır; bunlar kolaylıkla ve aceleyle yapılan
genellemelerdir. Yorumlar ise şeylere nüfuz etmemizi, onlara
yaklaşmamızı olanaklı kılan çeşitli verilere dayanır. Yorumlar her zaman
kolaylıkla kabul edilmeseler de açıkçası doğayı açıklamanın en güvenilir
yöntemi olarak düşünülmelidirler, Bacon â göre bu "yeni mantık",
bu yeni düşünme yolu Aristotelesçi tasımın, örnekleri basit
sıralamaya dayanan tümdengelimli mantığının yerini alacaktır. Eski
mantıkların, eski düşünme geleneklerinin hiçbiri de doğa
yasalarının gerçek bilgisini üretecek yetkinlikte değildir.
Bacon yeni teknolojilerin keşfedilmesine götüren "deneysel denetim" ya
da "denetimli deney" aracılığıyla doğayı egemenliğimiz altına alarak ona
müdahale etmemiz gerektiğini düşünmektedir. Ancak doğaya egemen olmak
için önce onu iyice tanımak, hangi nedensel yasalarla nasıl
işlediğini iyice bir anlamak gerekmektedir: "Bilmek, egemen
olmaktır." Ne var ki nedensel yasaların bilgisine ulaşmanın önünde çok
iyi bilinen engeller bulunmaktadır İnsan zihni bir- takım boş
düşüncelerle, ıvır zıvır kuruntularla dolup taşmaktadır. Bacon
doğayı yorumlayarak açıklamaktan çok ona ilişkin acele kestirimlerde
bulunmamıza yol açan yanlış kanı ve önyargılara dayalı düşünceleri
"zihnin putları" (idols of ıhe mind) diye adlandırır. İnsanoğlu doğayı
kendi gerçekliği içinde kavrayıp ona yönelik doğru bilgilere ulaşmak
istiyorsa, ilk yapması gereken şey, insan zihnine yer etmiş
bu "putlar"dan bir an önce kurtulmaktır. Bu "kuruntular"ın kökü
kazınmadıkça "doğaya egemen olma" tasarısı ya da ülküsü boş bir hayalden
öteye geçemez.
"Putlar kuramı" Bacon'ın insanın dil, gelenek ve imgelem
tarafından yaratılan yapıntılara körü körüne bağlanmasının zararlı ve
yıkıcı etkilerini betimleyen font Yeni Organon adlı yapıtında genel bir
ideoloji kuramına dönüştürülür. Bacon gerçek bilgiye ulaşma yolunda
insan zihnine çeşitli sorunlar çıkaran hatalı akıl yürütmelerin kaynağı
olarak tanımlayıp genelde yanlış varsayımlar, yanılsamalar,
önyargılar, yanlış kanılar ve eğilimlerden oluştuğunu düşündüğü
"zihnin putları'nı dört ayrı öbeğe ayırır:
"Soy putları" insanın doğasından kaynaklanan, insan soyuna özgü
doğal ama yanılma zihinsel önyargılardır. Soy putları duyulara dayalı
algıya gözü kapalı güvenme, aşın genelleştirme, hemen sonuca
sıçrama ("acele genelleme yanılgısı'), görüşümüzle çelişen
kanıtları görmezlikten gelme gibi eğilimleri içerir. İnsanların doğayı
insanmerkezci ya da insanbiçimci bir gözle düşünmeye yatkın oluşlarıyla
yakından bağlantılı olan bu putlar, doğayı olduğu gibi görmemizi
engeller doğanın amaçlarıyla insanlığın amaçlarım birbirine
karıştırmamıza yol açar.
Adını Platon'un "mağara benzetmesi"nden alan "mağara putları" ise tek
tek bireylere özgü eğilimlerden oluşur. Bireyler kişisel
alışkanlıklarından ve dolayısıyla önyargılarından etkilenmeye
yatkındırlar. Bireyler çevre, eğitim, toplumsal ilişkiler ve
biraz da okumalarından edindikleri davranış kalıplarına dayanan kanılar
oluşturmaya sonuna dek açıklarlar. Böyle olunca da her birey doğaya
kendi küçük penceresinden baktığından doğanın bütününü ıskalar.
Bacon'ın dile çıkmazcasına yerleştiğinden ötürü zihnin putlarının en
tehlikelisi olarak gördüğü "çarşı putları” soyut ve anlamları muğlak
sözcüklerin kullanılışından kaynaklanır. Kimi sözcükler-anlamlı
oldukları düşünülse de- gerçek dünyada hiçbir karşılığı olmayan,
varolmayan şeyleri temsil ederken, kimi sözcükler de gerçek,
varolan şeyleri adlandırmalarına karşın kafa karıştıracak ölçüde
karmakarışık tanımlanıp kullanılmaktadırlar. Sonuçta, belirli bir
düşünceyi aktarmak için yanlış sözcük ya da sözcükler seçilirse,
söz dağarcığı dayanaksız temeller üzerine kurulursa, ifade edilen
düşünce de yanlış olmaya yazgılı olur.
Zihnin putlarının sonuncusu "tiyatro putları" ise eski öğretilere
gönüllü kulluk etmekten, sırf yıllarca benimsendiklerinden ötürü
basmakalıp kuramları olurlamaktan, her türden düşünsel yetkeye
sorgusuz sualsiz boyun eğmekten oluşan önyargılar yumağıdır.
Aslında tüm bu dogmalar yığınının sahip olduğu tek özellik ustaki sözel
inşalar olmalarıdır. Oysa ki gerçek bilgi edinme süreci sözcükleri
ustalıkla kullanmaya değil, doğa yasalarının keşfine dayanır.
Görüldüğü üzere, Bacon zihnin tüm putlarının deneye dayanmayan
düşüncelerden kaynaklandığını, zihnin ancak derinlerine işleyen
kendi yarattığı putlardan kurtulduğunda doğa yasalarının deneye dayanan
bilgisini araştırmak için kendisini özgür kılacağım öne sürer. Bacon'ın
başlattığı çizgide, zihnin putlarının yerle bir edilmesi tasarısı,
Nietzsche'nin Putların Alacakaranlığı'nda Bacon Sokrates ve Kant 'a
yönelik eleştirilerinde; Bacon Marx ve diğer toplum eleştiricilerinin
toplumsal ve ekonomik yapıları gizemlerinden arındırma çabalarında; son
çözümlemede insanlara gerçekte varolmayan ama insanlar üzerinde gücü
olan şeylere düşkünlüklerinden kurulmalarına yardım etmede felsefece
önemini korumuştur.
Bacon Yeni Organon'un ikinci bölümünde yönteminin olguların toplanmasına
yönelik bölümünü açıklamaya girişir. Bilindiği üzere Bacon Aristoteles
bilimin öncelikle bir görüngünün nedeninin keşfedilmesini içerdiğini
ileri sürer. 6rneğin sıcaklığın doğasını anlamak için sıcaklığın
nedenlerini bulmalıyızdır. Aristoteles 'e göre bu süreç sıcaklığın dört
nedeninin -biçimsel, maddesel, etkin ve ereksel-
belirlenmesini içerir. Bacon, Aristoteles'in tümdengelimci
tasımcılığı reddetse de bilimi nedenlerin ve özellikle de biçimsel
nedenlerin keşfedilmesi olarak gördüğünden bu noktada Aristoteles'i
izler. Bacon 'a göre bir şeyin biçimsel nedenleri onun fiziksel
nitelikleridir. Şeyler, bu nitelikleri nedeniyle varoldukları
biçimdedirler. Örneğin, sıcaklığın biçimi ("formu parçacıkların
düzensiz hareketinden kaynaklanır; sıcaklığın biçimini keşfederek
sıcaklığın bilimsel doğasını ortaya çıkarırız. Bacon bir şeyin biçiminin
bir dizi bilimsel yöntemin kuralları aracığıyla ortaya
çıkarılabileceğini öne sürer. Bacon özgün tümevarımcı yöntembilgisini
varlık çizelgesi (tabula praesentiae), yokluk çizelgesi (tabula
absentiae derece çizelgesinden (tabula graduum) oluşan üç basamaklı bir
karşılaştırılabilir örnekler çizelgesinde temellendirir.
Varlık çizelgesi benzer görüngülerin ve bu görüngülerin ortak
durumlarının incelenmesini içerir. Sözgelimi, sıcaklığa ilişkin
biçimleri anlamak için bütün sıcak şeyler incelenir ve hangi durumların
ortak olduğu görülür. Yokluk çizelgesi, bulunmayış ya da olmayış
tablosu benzer görüngülerin ortak olmayan durumlarının incelenmesini
içerir. Nitekim sıcaklığı anlamak için öncelikle soğuk şeyler
çizelgesini incelememiz ve yoğunluk gibi sıcaklığın oluşmasıyla
ilişkisiz olan özelliklerini ayırt etmemiz gerekir. Derece çizelgesi ya
da ölçütler tablosu ise bir durumu değişen derecelerde içeren
görüngülerin incelenmesini içerir. Bu görüngüler her biri kendi içinde
farklı dereceler alabilen birden fazla durumu da barındırabilir. Örneğin
sıcaklığı anlamamız için farklI sıcaklıktaki şeyleri gözlemlememiz ve
parçacıkların düzensiz hareketlerindeki değişen hızları gibi değişen
derecelerde hangi durumların ortaya çıktığına dikkat etmemiz gerekir.
Böylelikle, bu üç aşamalI işlemden sonra,
karşılaştırılabilir bir örnekler çizelgesi oluşturarak yoğunluk gibi
ilişkisiz özellikleri eler ve parçacıkların düzensiz hareketleri gibi
temel özellikleri tam olarak belirleriz. Bacon'a göre bu yöntem
tümevarımın en doğru biçimidir. Bacon her üç çizelge için sınırsız
sayıda örneği inceleyemeyeceğimizi kabul eder ve incelemeyi belirli bir
noktada durdurarak örnekleri bütünüyle ele almamız gerektiğini belirtir.
Bacon'ın önerdiği tümevarım yöntemi günümüzde kullanılan tümevarım yön-
temiyle karşılaştırıldığında epey bir sorun barındırsa da Bacon'ın
ortada bir "yöntem sorunu" olduğunu düşünüp bunu çözmeye uğraşması bile
başlı başına kayda değer bir çabadır -ki bu çaba aynı zamanda "modern
felsefe"nin doğumunu da muştulamaktadır. Bacon'ın Denemeleri (Essays,
1597) ise ayrı bir önem taşımaktadır. Bilim için, doğanın
bilgisine ulaşmak için tasarladığı yöntemini geliştirirken insan
ilişkilerini de göz ardı etmeyen Bacon, Denemeler 'de insanın
davranış ve güdülerini inceleyip genellemelere varır. İçerdiği dilin
güzelliğinden ve taşıdığı bilgelikten ötürü Denemeler her dönem okuyucu
kitlelerini kendisine çekmiştir.
KAYNAK
Felsefe Sözlüğü; Bilim ve Sanat Yayınları.
Ek Bilgiler
Bacon'ın felsefesinin merkezinden bilim vardır. Bilimin
insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır. O'na göre
bilim, doğanın özüne yönelmelidir. Doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır.
Pragmatizm ile sonuçlanacak olan deney temeline dayanan İngiliz
felsefesinin ilk tohumlarını atmıştır. Bacon'a göre bilimin başlıca
yöntemi tümevarım yöntemidir.
Bacon yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin, gelişimini göstermiş,
doğa ve akıl arasında bir bağ kurulabileceği fikrini yerleştirmiştir.
|