Felsefi Düşüncenin Nitelikleri

Bilgi, insan yaşamının sürdürülebilmesinde başta gelen varoluş koşullarından biri olup insanın binlerce yıllık uğraşısının ürünüdür. Bu durum; farklı yaşam katmanları, uzmanlık alan bilgilerinin bazı ortak özellikleri ve sürekliliği olduğunu göstermektedir. Kesin bir sınıflandırma mümkün olmasa da felsefi düşünce tarzına atfedilen, üzerinde uzlaşılmış belli başlı özellikler şu şekilde sayılabilir: sorgulama (sorun odaklı), merak etme, şüphe duyma, eleştirel olma, refleksif (düşünümsel) olma, yığılımlı ilerleme, rasyonel olma (akıl temelli), sistemli olma, tutarlı olma ve evrensel olma (Şekil 1.5).





Sorgulama: Felsefi düşüncenin en önemli ve ayırt edici özelliği sorgulayıcı olmasıdır. Felsefede bir problemi çözmenin ilk adımı soru sormaktır. Sorgulama; bir amaca yönelik, soruları sistemli bir şekilde sorarak anlamaya çalışma ve gerçeğe ulaşma çabasıdır. Sokrates’e göre hayatın anlamı ve değeri onun sorgulanmasıyla başlar.

Merak etme: Merak, insanı yeni arayışlara sürükleyen zihin durumudur. Merak; bilim ve felsefenin temelinde yer alan, zihni harekete geçiren bilme isteğidir. Merak eden insan, bu merakı sayesinde sorgulamaya ve gerçeğe ulaşmaya çabalar. Felsefede merak, yaşamı tanımayı istemek ve onu anlamaya çalışmak olarak da anlaşılabilir.

Şüphe duyma: Felsefi şüphe, yeni sorulara kapı açar ve dünyaya farklı bir bakış geliştirmeye olanak sağlar. Bir düşünceyi körü körüne kabul etme, felsefeye uygun olmayan bir tavırdır. Felsefi tavır, bilginin akılsal denetlemeye tabi tutulup mantıklı hâle gelmedikçe doğru kabul edilmemesidir. Bu nedenle ilk adım şüphe etmektir. Felsefi şüphenin belli bir amacı ve sistemi vardır, gelişigüzel değildir.

Hayret etme: Felsefede hayret etme, şaşırma anlamından çok daha fazlasını ifade eder. Filozof, dünyayı alışılageldik hâliyle kabul etmez. Dünya, çoğu insana alışkanlıkların ve ön kabullerin etkisiyle şaşırtıcı gelmez. Her şeyi olduğu gibi kabul etme bir sorun gibi görünmez ancak filozof için durum böyle değildir. Filozof, her şeyi ilk defa görüyormuş gibi ona şaşırabilen insandır. Felsefe, bu sayede sıradan düşüncelerden ayrılır. Dünyaya yeni bir gözle bakabilmenin ilk adımı hayret etmedir. Hayret eden insan merak eder ve araştırmaya başlar.

Yığılımlı ilerleme: Filozoflar, felsefenin ilk ortaya çıktığı çağdan bu yana benzer sorulara farklı yanıtlar vermiştir. Yığılımlı olma, felsefi düşüncenin birbirini etkileyen ve bu etkileşimle ilerleyen bir niteliğe sahip olmasını ifade eder. Bu ilerleme, bilimdeki gibi niceliksel bir birikim değildir. Felsefi düşünce; bilim, sanat ve daha birçok alandaki bilgilerin oluşum ve artışını sağlamıştır. Birbirini etkileyen filozoflar, ortak bilgi birikimine katkıda bulunmuştur.



Eleştirel olma: Eleştirel olma, herhangi bir düşünceyi ya da görüşü ele alırken onu olduğu gibi kabul etmek yerine akıl süzgecinden geçirmektir. Eleştirel düşünce; akıl yürütme, analiz ve değerlendirme süreçleriyle inşa edilen düşünce biçimidir. Bir problem ele alınırken onu birtakım sınamalara tabi tutma, onu oluşturan bütünü parçalarına ayırma, iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak değerlendirme eleştirel olmanın temel ögeleri olarak ifade edilebilir.

Refleksif olma: Düşünce, herhangi bir nesneye veya duruma yönelik olabilirken düşüncenin kendine (kendini konu edinmesi) veya başka bir düşünceye yönelmesi refleksiyondur. Bir ağacı düşünme refleksiyon değildir. Ancak ağaca dair algı ve ağaç fikrinin ne olduğu konusunda düşünme refleksiyondur. Ayrıca mevcut bilgi, sanat ve görüş üzerine düşünmeler de refleksif olarak nitelendirilebilir.

Rasyonel olma: Rasyonel olma, akılcı veya akılsal olma anlamına gelir. Felsefe, konu ve yöntem açısından akılsal bir uğraşıdır. Rasyonel olma, felsefenin zihinsel bir etkinlik olmasının yanında akıl ilkeleri ve akıl yürütme kurallarına uygun olması anlamlarına da gelmektedir.

Sistemli olma: Felsefi düşünce, düzenli olan tutarlı bir yapıya sahiptir. Bu yapı içinde düşüncelerini açıklayan filozof, kendine ait bir sistem inşa eder ve düşünceleri için bir açıklama modeli oluşturur. Bu model içerisindeki düşünceler birbiri ile aşamalı ve bağlantılıdır. Bu bağ bütüncül bir bakışın da temelini oluşturur.

Tutarlı olma: Felsefi düşüncede tutarlılık, düşünce basamaklarının birbirine zıt düşünceler içererek birbiriyle çelişmemesi yani uygun olması anlamındadır. Her felsefi düşüncenin olgusal anlamda ispatlanması mümkün olmadığı için yapılacak değerlendirme, felsefi düşüncenin daha çok iç tutarlılığıyla ilgili olacaktır. Bir görüşü oluşturan temel düşünce basamaklarının birbiri ile çelişmemesi veya birbiri ile uyumlu olması tutarlılığı güçlendirir.

Evrensel olma: Felsefi sorunların bulunduğu çağı aşması ve herkes için geçerli olması durumudur. Felsefenin bütün insanlığı ilgilendiren sorunlarla uğraşması ve felsefi birikimin birçok uygarlığın ortak katkılarıyla oluşması onun evrensel bir değer taşımasını sağlar. Felsefede yanıtlardan çok, soruların evrenselliğinden bahsetmek mümkündür.



Bir şeyin ne olduğu bilindikten sonra onun ne olmadığı hakkında sonuçlara varmak da öğretici olabilir. Bu anlamda “Felsefi olmayan düşünme tarzları hangileridir?” sorusuna verilebilecek cevaplar ayırt edici olacaktır. Sorgulamaya ve temellendirmeye dayanmayan, doğru bilgiye veya doğru eyleme yönelmeyen anlık düşünceler; örneğin günlük çıkarlara yönelik akıl yürütmeler, bir olaya karşı verilen ani tepkiler, dürtülere-güdülere dayalı çağrışımlar, üzerinde düşünülmemiş hayaller, basit kanaatler veya ön yargılar felsefi düşünme tarzı sayılmaz.

Felsefenin ne olduğunu anlamak için yakın düşüncelere yani doğa ve insan bilimlerine, matematik ve sanatla ortaklaştığı veya farklılaştığı hususlara da bakmak gerekmektedir. Elbette bilimsel bilgi araştırmacının, şiir şairin, teknik bilgi teknisyenin işidir. Bilimler belli bir konuyu, tikel olanı konu edinir. Bilim; duygu ve kanaatlerden özerk “objektif” çalışmayı, bulgularını gözlem ve deneyime dayandırmayı ve onları ispatlamayı esas alır. Sanatsal düşünme tarzı ise aynı zamanda sanatçının duygu ve düşüncelerinin merkezde olduğu dil, anlatım ve özgün ürünleri destekleyen düşünme şeklidir. Bu düşünce tarzları doğrudan felsefi düşünce tarzı olmamakla birlikte bilgi alanları ne kadar çeşitlenir, bilgi ne kadar çoğalırsa doğru bilgiye ulaşma imkânı da o kadar artmakta ve felsefenin ufkunu açmaktadır.

Felsefe bilim ve sanata katkı sunmaktadır. Şiir, teknik bilgi ve bilimin ne olduğu fikri; felsefi bir bakışla oluşturulmaktadır. Ayrıca “filozof şair-şair filozof” veya “felsefede şiir-şiirde felsefe” de mümkündür ama yapılan şiir veya felsefe, farklı faaliyet biçimleridir. Şiir “İlim kendin bilmektir.” dediğinde veya bilim insanları “Sayı nedir?”, “Bu yaptıklarımın anlamı nedir?” diye sorguladığında bu tavırlarındaki düşünme tarzı, şiirsel veya bilimsel düşünme tarzından daha çok felsefi düşünme tarzıdır. Bilim, sanat ve felsefe birbirine indirgenemezse de birbirini desteklemektedir.

İnsan için önemli olan yalnızca felsefe okumak ve felsefeyi bilmek değildir, felsefe yapmaktır, felsefi davranabilmek veya felsefi bir tutum takınabilmektir. Felsefe yapmak ise felsefi düşünmeyi gerektirir.



Felsefi düşünceyi özümsemiş kişilerin ise yalnızca ağaçları değil ormanı görebildikleri ilk bilgilerle yetinmeyip ileriye ve arka planlara da bakabildikleri, yüzeysel düşünmeyip konulara nüfuz edebildikleri düşünülebilir.Ayrıca dogmatikliği aşabilme önyargılı olmama gibi tavırlar sergileyebilecekleri söylenebilir.

Felsefi düşünce, insanın merak ve hayretine bağlı olarak soru sormanın sonucu olan ve insanla, insan yaşamıyla ilgili problemlere karşı eleştirici ve sorgulayıcı bir düşünce türüdür. Felsefi düşünceyi özümsemiş kişiler dogmatikliği aşan, ön yargılı olmayan ve olaylara geniş açıdan bakan kişilerdir.

* Felsefi düşüncede sorular cevaplardan daha önemlidir. Çünkü felsefede verilen cevaplar son ve kesin cevaplar değildir. Bundan dolayı bu sorulara cevap arayışı her zaman kesintisiz devam eder (özü).

* Felsefi düşünce refleksif bir düşüncedir (Düşüncenin kendi üzerine tekrar yönelmesi refleksif düşüncedir). Yani felsefi düşünme sadece sorgulananı tek taraflı düşünme değildir. Aynı zamanda sorgulamanın kendisini veya sorgulama sonucunu da sorgulamaktır. Bu çift yönlü bir düşünmedir.

* Felsefi düşünce, eleştirici ve sorgulayıcı bir düşüncedir.

* Felsefi düşünce akla dayanan bir düşüncedir. Felsefi düşüncede ortaya konulan önermeleri doğrulama, yanlışlama olanağı yoktur. Çünkü önermeler bilimde olduğu gibi olgularla test edilerek doğrulanamaz. Felsefi düşüncede ortaya konan önermelerde kendi için tutarlı olması aranır.

* Felsefi düşünce temellendirmeye dayalı bir düşüncedir.

* Felsefi düşüncenin analiz (çözümleyici) ve sentez (kurucu) gibi işlevleri vardır.

* Her felsefi düşünce, o düşünceyi ortaya atan filozofun özgün görüşüdür. Bu nedenle felsefi düşünce özneldir.

* Her şey felsefenin konusudur. Bu nedenle felsefi düşünce ele aldığı konular açısından evrensel bir düşüncedir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM)